26 Mart 2010 Cuma

ağaç hışırtıları


Sessizliğin sesini dinledim bu hafta. Uzun süredir bu sesi unuttuğumu farkettim. Ağaçların rüzgarda çıkardığı hışırtıları, uçan kuşların, gölde yüzen kurbağların seslerini duymayalı uzun zaman olmuştu. İnsanı dinginleştiren bu seslerden ne kadar uzak olduğumuzu düşündükçe üzülüyorum. Şehirde yaşamanın da böyle olumsuz tarafları olduğunu insan doğaya yaklaştıkça anlıyor. Şehirin sesleri içinde kendimizi bile dinlemekten uzaklaşıyoruz. Doğa ve ruh sağlığı ne kadar da birbiriyle bağlantılı aslında.
Herşeyden uzakta Abant'ta birkaç gün geçirdik ailece. Bu mevsimde Abant sessiz, tenha, ılık, sakin ve zamansızdı. Bu sakinliğin içinde sakinlediğimi, durulduğumu ve kendime kulak verdiğimi farkettim. Koşturmaca, bir yere yetişme, zaman kaygısı yoktu. Çocuk ağlarsa ağlasın, yemek yemiş yememiş, uyumuş uyumamış derdi bile azalmıştı içimde. O temiz havayı solumak, o sessizliği dinlemek yetti de arttı bile.
Yaşamın hızını, yükünü yüklenirken unuttuğumuz pek çok şeyi bana yeniden hatırlatan Abant'a teşekkür borçluyum.

Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2