30 Ocak 2012 Pazartesi

Bir Önceki Sorunun Cevabı










Soruyu sordum, karşılığında bir şey yazmam lazım tabi. Cevapsız bırakmamak lazım gelir.Çocuk çizgi filmlerini takip ediyorum da, son dönemde çocukların oyunlarında da yansımaları olduğunu farkediyorum. Pek çok yerde zorbalığa, şiddete karşı pek çok eğitim ya da yönlendirmeler yapılırken, çocukların her an ulaşabildikleri, kendilerini içlerinden bir kahraman gibi görüp özdeşleştikleri ve o kahramanlar gibi davrandıkları çizgi film ve bilgisayar oyunlarını unutuyoruz. Düşündüğümüzde ne kadar çocuklarımızı uzak tutabilir ya da koruyabiliriz? Çünkü çocukların da bir sosyal ortamı ve kendi konuştukları konuları var. Sohbetlere ya da oyunlara ne kadar katılabiliyorlarsa o kadar kabul görüp sosyalleşebiliyorlar. Niyetim onları izole etmek değil ancak bunun kontrollü olması önemli diye düşünüyorum.


Ancak bazı şeyleri yaş özellikleriyle düşünmek gerekiyor. Çocuklar belli bir döneme kadar soyut düşünme becerisine sahip olamadıkları için gördükleri, duydukları ya da gözledikleri şeyleri kendi yaşlarının gerektirdiği gerçeklik ilkesi ile algılarlar ve yorumlarlar. Somut düşünürler, somut değerlendirirler. Seyrettikleri filmlerdeki pekçok şeyi gerçekmiş gibi algılarlar. Onların hayal ürünü olduğunu ya da gerçek dünya ile pek alakası olmadığını kavrayamayabilirler. Gördüklerini kendi yaşantılarına ya da oyunlarına bir şekilde yansıtırlar. Gerçekmiş ya da gerçekte yaşanıyormuş gibi algılama eğilimleri vardır. Bakugan'ın içinde gerçekten ejderha olduğunu düşünebilir ya da Ben 10 gibi saati koluna takınca farklı bir kılığa dönüşebileceğini.... Oradaki gibi güçlü olma ihtiyacı yoğundur ve arkadaş ilişkilerinde de bu gücü çizgi filmlerdeki gibi gösterebileceğini ve gerçekten bir şekilde bir zarar gelebileceğini düşünemez. Çocukları oyun oynarken gözlediğinizde bazen oluşan kazalar sonucu, " ama sadece oyun oynuyorduk" ya da "şaka yapmıştım." dediklerine tanık olursunuz. Gerçekten zarar vermek için yapmazlar ancak farklı bir ihtimali de düşünemezler. 8-9 yaşına kadar çocuklar dürtüseldir ve yaklaşık ergenliğe kadar "karar verme becerileri" de zihinsel olgunlaşmaya bağlı olarak tam gelişmez. Yani bazı şeyler büyüme ile alakalıdır yani fziyolojiktir. Anlık duyguyla hareket ederler ve sonraki adımı bir yetişkin gibi düşünemezler. Anlamlandıramadıkları şeyler, belirsizlikler kaygı vericidir onlar için. Zihinlerinde nereye koyacaklarını bilemeyebilirler. Hayal güçleri içselleştirdikleri şeyleri daha da genişletir.

Bu nedenle diyorum ki, seyredilen çizgi filmleri çocuklarımız adına süzgeçten geçirip sunabiliriz. Ben de bana yönelttikleri sorular, neyi merak ettikleri, nelerin zihinlerine takıldığı ya da neyin onları korkuttuğu doğrultusunda, onlara somutlaştırarak bilmeye ihtiyaç duydukları şeyleri anlatmaya çalışıyorum. Etkilendiklerini düşünüyorsak, bir süre seyretmesine ara verebiliyoruz. Ta ki, etkilenmesinin daha az olacağını düşündüğümüz ana kadar. Başka seçenekler sunuyoruz. Çocuğa uygun olan programlara yönlendiriyoruz. Çünkü ona neyin iyi gelebileceğini bilebilecek kişiler biziz. Bazen bize kızabiliyorlar ama bunun neden gerekli olduğunu yaşadıklarından örnekler vererek aktarınca anlayabiliyorlar. Ne kadar küçük olursa olsun anladıklarını söyleyebilirim. Bu konuda onlarla konuşmak, zihinlerindekini en iyi anlattıkları şekilde anlatmalarını sağlamak iyi geliyor. Bir şekilde o gerilimi de ya da o enerjiyi de bir yere aktarmaları gerek. (Örneğin, oğlumuz 4 yaş civarlarında Batman ya da örümcek adamın çizgi filminden bir bölümü bir tesadüf eseri seyretmişti. Sonrasında o gece kabus gördü, çünkü bir şeyler onu korkutmuştu. Onun aklından geçenleri, neyi nasıl anlamlandırdığını anlamaya çalıştık. Buna rağmen bir yandan da seyretmek istiyordu. Biz de bunun olamayacağını, kötü rüyalar görmesine sebep olan, ona iyi gelmeyen filmi daha iyi anlayabileceği yaşa kadar seyretmesinin uygun olmadığını anlatmaya çalıştık. Israrcı davrandı, kızdı. Ama bu konuda bizim kararlı olduğumuzu görünce ısrarından vazgeçti ki, o dönem herşey örümcek adamlı, batmanli eşyalar çok modaydı. Her yerde, herşeyde vardı üstelik. ) Farklı ilgi alanları sunmak, bir hobi geliştirmesine yardımcı olmak da önemli. Ama en önemlisi, televizyonu çocuğu oyalama aracı olarak hayatlarının merkezine yerleştirmemek.

Hatırlarsanız bizlerin çocukluklarında yarattığımız oyunlar, düşünce süreçlerimizi harekete geçirdiğimiz zamanlardı. Küçük şeylerden bir sürü oyunlar üretirdik. Bizim de çizgi filmlerimiz vardı, Heidi gibi, Şeker Kız gibi, He-Man gibi.. Aynı dönemlerde değiliz biliyorum, o dönemleri geri getirme gibi bir isteğimde yok ancak çocukları doğal süreçleri içinde büyümesi için yönlendirmekten yanayım.

Tabi ki çocuklarınız için son karar sizlere ait.








































Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2