26 Temmuz 2012 Perşembe

ZEYTİN


Bizim tatili geçirdiğimiz yerde bayağı eskice zeytin ağaçlarına rastlarsınız. Babam bunların gövdelerine bakarak yüzyıllık olduklarını belirtiyor. Ancak baktığınızda hala canlı, hala gürbüz, hala yerli yerinde, endamından bir şey kaybetmekdiklerini görürsünüz.
 O hevesle zeytin ağacını, özelliklerini, tarihini araştırasım tuttu. Zeytinin kendisinden tutun da çekirdeğine hatta odununa kadar sahip olduğu fonksiyonlarını bilmediğimi farkettim ki; zeytinin yetiştiği bir bölgede doğmuş ve büyümüş olmama rağmen. Araştırdıklarımdan bir kısmını  sizinle de paylaşmak isterim.
Wikipedia'ya baktığınızda zeytin için şöyle der;

"Zeytin dayanıklılığın sembolüdür. Yüzyıllardır Akdenizlilerin sağlık ve güzellik kaynağı olmuştur. Kutsal metinlerde de şifa kaynağı olduğu belirtilmiştir.Zeytinyağlı sıvı sabun, duş jelleri, katı sabun, bebek şampuanları cildi olumsuz dış etkenlere karşı korurlar. Cildi güzelleştirip yaşlanmasını geçiktirerek ciltteki kırışıklık oluşumunu engeller.  Doğal zeytinyağlı dermokozmetik ürünler cilldimizde kimyasal kalıntılar bırakmadığından dünyada kullanımları giderek artmaktadır. Besleyici değeri çok yüksek olan bir besindir. Zeytinde bol miktarda bitkisel protein, yağ, A, C, E vitaminleri ile kalsiyum, fosfor, kükürt, klor, magnezyum mineralleri vardır. Kalp ve damar sağlığı için çok faydalı olan zeytin, yaşlanmanın etkilerini de azaltır.  Saç dökülmesini engeller, kepeği önler, saçları kuvvetlendirir. Kırışıklıkları giderir. Makyaj kimyasallarının oluşturabileceği olumsuz etkileri azaltır. Cilt hastalıklarının oluşumu önlemeye yardımcı olur. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır. 
Dünya zeytin üretici ülkeleri arasında; ağaç varlığı açısından Türkiye 4'ncü, alan açısından da 6’ncı sırada yer alır. Böylece dünya zeytinyağı üretimine % 8 oranında katkıda bulunur, sofralık zeytin üretiminde de İspanya’dan sonra 2’nci, tüketimde ise 1inci sırada yer alır. "


 Zeytinle ilgili şu mitolojik bilgiyi de vermeden geçemeyeceğim:
 Zeytin, tarih öncesi çağlardan bu yana doğada bulunur ve Akdeniz Kültürü'nün önemli bir parçasıdır. Bilim, zeytin ağacının ne zaman oluştuğunu tam olarak söyleyemese de mitoloji zeytinin var oluşuna kendince açıklık getirir. Zeytin ağacı yeryüzüne bir armağan olarak gönderilmiştir.
Eski Yunan'da tanrıların başı Zeus, insanlığa en değerli armağanı veren tanrı ya da tanrıçanın yeni kurulan şehrin hükümdarı olacağını ilan eder. Bunun üzerine deniz tanrısı Poseidon barış ile bilgelik tanrıçası Athena mücadeleye girişirler. Poseidon, üç dişli çatalını bir kayaya saplar ve insanları uzak yerlere götürecek,savaşlar kazanacak olan "atı" yaratır. Athena ise mızrağını yere saplayarak bir "zeytin ağacına" dönüştürür. Şehir halkı bu zeytin ağacının büyük bir zenginlik ve bereketin kaynağı olduğuna karar verir ve Athena' nın onuruna şehre "Atina" adı verilir. Bugün bile efsanenin olduğu kabul edilen yerde bir zeytin ağacı durur. Bütün zeytin ağaçlarının Athena' nın yarattığı bu zeytin ağacından çoğaldığı söylenir. (http://zeytinagaci.blogcu.com'den alıntılanmıştır.)

İşte babamla yıılar içinde böyle insanlık için büyük öneme sahip olmuş zeytin hakkında sohbet ederken, zeytin gibi dayanıklı, asırlık ağaçların da tarihi eserden sayılmaları gerektiğine geldi konu ve bildiği bir anekdotu paylaştı:
"Bir zamanlar Fenerbahçe'nin de kaleciliğini yapan Schumacher ile yapılan bir röportajda, kendisinin Köln'deki evinin bahçesinde bulunan asırlık bir ağaca hiç bir şekilde dokunamayacağını çünkü kendi özel alanı içinde bile olsa, bu tür asırlık ağaçların da bir değer sayılıp devlet tarafından koruma altına alındığını ifade etmiş."

 Bunun üzerine bizi ve bizim toplumumuzdaki bu tür güzellikleri ve sahip olduklarımızı düşündüm. Ülkemiz sadece zeytin değil, zeytin gibi doğal güzelliklerin yanında kültürel, düşünsel, fiziksel pek çok değere sahip. Biz bu değerleri ne kadar biliyoruz, farkındayız ve sahip çıkıyoruz? u sorguladım kendimce. Sonra bazı şeyleri ne kadar kolay gözden çıkarabildiğimizi, bazı şeylerden ne kadar kolay vaz geçebildiğimizi ya da bazı şeylere ne kadar tepkisiz kalabildiğimizi aklımdan geçirdim ve içim bir cız etti. 
 "Kültür" dediğimiz şey; bu değerlerin farkına varıp sahip çıkmak, sonuna kadar arkasında durmak ve gelecek nesillere aktarmak değil midir? O zaman önce toplum olarak biz bunun neresindeyiz? şeklinde özeleştirimizi yapmakla başlamalıyız ki;  bir zeytin ağacı kadar asırlık kökler salıp ürünler verebilelim ve her türlü değerimize sahip çıkalım. 

Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2