28 Ekim 2012 Pazar

KAZANMA SANATI


Bu aralar çok film seyredebilme imkanım olamadı. Bu bayram aklımda olan filmleri seyretmek için bana büyük bir fırsat verdi. Her film insanda aynı tadı bırakamasa da dün izlediğim film beni gerçekten etkileyen filmler listesine girdi. Türkçeye "Kazanma Sanatı" olarak çevrilen "Moneyball" (2011) kaçırılmaması gereken bir film diye düşünüyorum. Gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde başrolünü ve yapımcılığını Brad Pitt üstlenmiş. 
Beyzball'dan hiç anlamam ama filmin aktardığı ya da aktarmak istediği bakış açısı beni çok etkiledi. Hangi alanda olursa olsun her zaman farklı bir ele alış tarzı vardır. Tek bir yol yoktur. Filmin önemli  karakteri olan Billy Beane,  beyzball  gibi kuralları belli olan bir alanda bile farklı bir yolla kazanabilineceğini gösterdi. Bazen bildiğimiz yolun en garanti yol olduğunu düşünsekte, amaç en iyisini yapabilmekse,  aklımızdakini,  riske atılma pahasına da olsa, denemenin ne kadar önemli bir deneyim olduğunu yaşatan bir film olarak seyrettim. Başarılı olabilmek için kişilik, fiziksel özellik, görünüş, yaş ya da beceri gibi sınıflandırıp seçtiğimiz insanların ötesini görebilmeyi, istatistik gibi bir bilimle sınıf dışı kalan kişilerle de başarının yakalanabileceğini aktaran bir filmdi. Filmi seyrederken şunu düşündüm: hayatta insanları yapabilir, yapamaz ya da başarabilir başaramaz diye ayırırken yapabilecekleri farklı noktaları da nasıl kaçırdığımızı ve  belki de bu kategorizasyonla başarı gösterebilecek  kaç kişinin kaçabildiğini ve önünün kesildiğini düşünerek üzüldüm. Sınırların ötesini görebilmeyi ve bazen inandığımız konuda riske atılmayı anlatan etkileyici bir filmdi.
 Çok ütopik değil aslında; ne yapıyorsak yapalım, var olan şartlar içinde,- her zaman herşeye sahip olamayabiliriz- "nasıl daha iyi yapılabilir"i düşünerek hareket etmenin sonunda başarıyı getirebileceğini düşünüyorum. "Başarı", zaten şu an ki durumdan biraz daha iyi olmak değil midir? 



Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2