Bir yaşam felsefesi olan, düşünen, düşündürten ve üreten bir insan olarak Fazıl Say'ı anlatan bu kitap, pek çok yönüyle bence okunmalı diye düşünüyorum ve bu niyetle paylaşmak istedim.
Bir yaşam felsefesi ya da bir düşünce olgunlaştırabilmeyi kendini gerçekleştirmek olarak algılıyorum. Son dönemde sanatın, kültürün, düşüncenin üstünün çizildiğini düşünürsek, Fazıl Say gibi pek çok açıdan toplumsal yönü olan insanları yaşatmak önemli.
Kitabı okurken sadece bir besteci ya da sanatçı olarak okumadım Fazıl Say'ı, bir düşünür, bir toplum adamı olarak da okudum aynı zamanda. Bir sanatçının sadece icra ettiği alanıyla değil, topluma mal olan, toplumu etkileyen yönleriyle de liderlik etmesini ve topluma yön vermesini bekliyorum.
Sanatçı olmak da böyle bir şey değil midir? Sadece şarkı söylemek midir ya da resim yapmak mıdır ya da yeni bir şey yaratmak mıdır? Sanatçı olmanın bir sorumluluğu yok mudur? Ya da sanatçı olmak kolay bir statü müdür? O zaman herkesin kendini "sanatçı" diye nitelendirdiği günümüzde, Fazıl Say gibi sadece müziği ile değil, düşünceleriyle, toplumsal, hümanist taraflarıyla da liderlik etmeye çalışan insanlara sanatçı demek yetersiz kalmaz mı?
Fazıl Say'ın kitabında "sanatçı" kavramına bakışı ile noktayı koymak istiyorum.
"Beethoven hayatı boyunca evrensel olabilmek, daha derinlere ulaşabilmek için mücadele verdi. Bunun eziyetini de çekti. Aslında kırkından sonra elini ayağını herşeyden kesebilir, güzelce yaşayabilirdi. Fakat mücadelesini sürdürdü. İşte beni bu yönü çok etkiliyor. Bir çok insana, Türkiye'dekilere de, hayatın ne kadar ciddiye alınması gerektiğini, herkesin "yaşam binası" denilen hayata bir tane tuğla koyması gerektiğini gösterdi. O bir insan; hepimiz için örnek bir insan. "
23 Şubat 2013 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Aydınlık Gazetesi Kitap Eki'nde yazı yazan Ülkü Tamer'in 18 Temmuz 2014'deki "Gençlik Kitapları Nerede?" yazısı düşü...
-
Uzlaşı - 1.bölüm Konu olarak aldığım başlık son dönemde aklıma takılan bir kavram olarak okumalarımda yer almaya başladı. Rüyalarıma...
-
Doğdukları gün ve bugün arasındaki zamanın ne kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum. Büyüdükçe zamanı biz mi hızlı yaşıyoruz yoksa gün geçtikç...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder