Yalova'dan Bursa'ya doğru giden tepeye vardığınızda karşınıza İznik Gölü ve uçsuz bucaksız Bursa Ovası'nın bir kısmı çıkar. Bu verimli topraklar Uludağ eteklerine kadar çok geniş bir alanı kaplar. Bu ovanın Türkiye tarımının büyük bir kısmını karşılayacak kadar verimli olduğunu biliyor muydunuz? Ya da İznik Gölü'nün dibinin çamur olmaması ve suyunun kalitesi nedeniyle protein bakımından zengin pek çok balığı barındırabildiğini?
O tepeden aşağı doğru süzülürken bu verimli toprakların ne kadar tahrip edildiğini görmek kötüydü. Tarım yapılacak topraklarda düzensiz, dağınık, estetikten uzak bir şekilde binalar yükseliyordu. Bu arada tahrip edilmeye de devam ediyor son hızla.
O yolda ilerlerken hayal kurduk, tepeden aşağıya gölün kenarında bahçeli, temiz, az katlı evlerin konumlandığı, tarımın en iyi şekilde yapıldığı, yemyeşil bir ovaya doğru indiğimizi. Bu hayal çok uzaklarda kaldı ama en azından kalanı korumak ve kurtarmak önemli. Tarım yapılacak alanların azalması yanında doğanın doğal döngüsünü sağlayan yapıları bozduğumuzu farketmiyoruz.
Çoğunluk eve yatırım yapıyor, sorduğunuzda çocuğumun geleceği için ev alıyorum deniyor. Ama çocuklarımızın geleceğine yapılan bu yatırımın eko sistemi bozması yanında çok yakın bir zamanda yaşanamayacak kadar kötü bir hava, çorak topraklar ve artan hastalıklara gebe olduğunu göremiyor muyuz? Alınan evlerin, evlere yapılan yatırımların doğa olmadan ne anlamı olabilecek ki!
Öte taraftan geçen akşam İz TV'de izlediğimiz programda Aras Vadisi'ndeki kuş gözlemcilerinden bahsediliyordu. Prof. Dr. Çağan Şekircioğlu bu konuda çalışanlardan biri. Aras Vadisini dünyaya tanıtan bir doğa bilimci. Aras Vadisi'nin dünyadaki pek çok kuş için bir durak noktası olduğunu pek çoğumuz bilmiyordur. O vadinin pek çok kuşu bünyesinde barındırması dışında nesli tükenmekte olanlarda dahil pek çok farklı bitkinin evi olduğunu da bilmiyoruz. 300 farklı kuş türünden bahsedilmesi yanında yakın zamanda bu vadiye baraj yapılmasının planladığını bilmediğimiz gibi. Bu ne demek? Bu şu demek: pek çok bitki ve kuşun neslinin tükenmesi yanında doğanın eko sisteminin bozulması demek. Peki bozulursa ne olur? bunu da siz düşünün.
Gerçekten kendimizden öte çocuklarımızı düşünüyorsak, gelecekte çocuklarımızın yaşayacağı ortamı onlara miras bırakacak kişiler olarak çocuklarımıza layık gördüğümüz gelecek bu mudur?
Bu ortama çocuk yapamam diyenler de dahil herkesin birey olarak sadece kendine, yakın çevresine değil, geniş anlamda yaşadığı topluma ve yaşadığı çevreye karşı da sorumluluğunu bilerek hareket etmek bir kültür, bir bakış ise, yatırımı neye, ne için yaptığımızı gerçekten çok ciddi bir şekilde düşünmemiz gerekir. Sokak hayvanlarından öte bozduğumuz doğada eko sisteme katkı sağlayan nesli tükenen canlılar da dahil verdiğimiz tahribatın farkında olmadığımızı düşünüyorum.
Çocuklarımıza bırakacağımız miras bizim elimizde. Bu miras para mıdır?, Ev midir?, Araba mıdır?, İş midir? Bu bırakacaklarımızı sağlıkla yaşayabileceğimiz ortam olmadıktan sonra bıraktıklarımızın anlamı nedir? Sizlere soruyorum.
Bu miras, doğa değil midir? Doğa dediğimiz şey içinde sahip olabileceğimiz pek çok şeyi barındırır. Biz onu koruduğumuzda bize istediğimiz şeyleri verebilecek kadar kudretlidir. Ama ona verdiğimiz zarar ölçüsünde o da bizden öcünü alacaktır.
Böyle gitmeye devam ettiği takdirde uzak değil, yakın bir zamanda arkamıza dönüp baktığımızda her şey için çok geç olacak.
Ben bunun içinde yer almak istemeyecek kadar doğayı ve insanları seviyorum. Çocuklarımız için, yaşadığımız doğa için bir şeylere el atmanın tam zamanı.
Peki siz hangisinin içinde yer almak istiyorsunuz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder