Arada Oprah Winfrey'in programına bakıyorum. Bugün seyrettiğim konu ve yaklaşım çok ilgimi çekti doğrusu ve sizlerle paylaşmadan edemedim. Çünkü seyrederken benim de bu konuda özellikle toplum olarak nerede olduğumuzu düşünmeme sebep oldu.
Bahsettikleri konu "sex bağımlılığı" ile ilgiliydi. Durumun Amerika'da aslında azınsanmayacak derecede önemli bir hale geldiğini gösteriyor.Uyuşturucu bağımlılığından da öte bir tablo çizilmekte hatta rehabilitasyonunun uyuşturucunun tedavisinden de zor olduğu söylenmekte. Bu ciddi durumun nedenlerini gözden geçirdiklerinde konu dönüp dolaşıp "yakın, samimi bir ilişki kurulamaması"na geliyor.Çoğunluğunun belki ama hepsinin travmatik bir geçmişi de yok. Bu sıkıntıdan muzdarip kişilerin ifade ettiği tek bir şey var; "içtenlikle, kendini olduğu gibi kabul eden bir ilişkisinin olmaması".
Aslında zaman içerisinde kendi kendilerine toplum olarak da yaptıkları bir şey bugün ciddi bir sorun olarak karşılarına çıkıyor. Sadece ikili ilişki anlamında samimi yakın bir ilişkiden bahsetmiyorum. Her türlü insan ilişkisinden bahsedilen. İnsan insana samimi yakın ilişki azaldıkça insanlar kendi varoluşlarını hissedebilecekleri başka alanlara yöneliyorlar. Bu yönelimlerin her zaman iyi olması gerekmiyor, örnekte olduğu gibi.Aslında bunun farklı bir örneği de kendi kendilerine yarattıkları marjinal gruplar da, tarikatlarda bu durumun başka versiyonları....
Aslında toplum olarak kendimize bir pay çıkartmamız gerektiği düşüncesindeyim. Bizler yakın, samimi ilişkileri olan bir toplum iken yavaş yavaş bireyselliğe kaymış vaziyetteyiz, bununla beraber önem verdiğimiz değerlerin de sırası değişmiş durumda. Bu nedenle kişiden kişiye kültürel aktarım da azaldı. Kültürlü insanın da profili değişti. Performansın, rekabetin artması, paranın kültürel değerlerden öteye geçmesi ve kültürün bir parçasıymış gibi gösterilmesi ve diğer nesillere bu şekilde aktarılması etkenler arasında. Dünya bu yönde değişiyor denmesi ise beni derinden yaralayan bir söylem. Bir öğrencinin öğretmenine yakalanınca "ama Ali de kopya çekti."demesi gibi bir şey.
Ergenlerle çalışan biri olarak, gözlemlediğim bir durum var ki, değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. O da; tabi ki içinde bulundukları yaşta etkili ancak bakış açılarının yüzeysel olması yanında insani ilişkiden öte değer verdikleri şeylerin değişmiş olması ve bu yolda her şeyin mübah sayılması. Gelecekle ilgili planları sorulduğunda görüştüklerimin büyük bir kısmı; "çok para kazanacağım bir işimin olması" diye cevaplıyor.
Danimarkalılar "medeniyet"i kişisel gelişim ve kendine ve aileye zaman ayırmak olarak tanımlıyorlar. Birey, kişisel gelişimine ve ailesine,arkadaşlarına ne kadar zaman ayırabiliyorsa o kadar medeni sayılıyor. Nesiller boyu birbirlerine de bunu öğretiyorlar.
Acaba medeniyet ve medeni insan bizim için ne anlama geliyor?.....
Bugünlük benden bu kadar..........
Sevgilerle,
Ayça Özbatır
9 Şubat 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Aydınlık Gazetesi Kitap Eki'nde yazı yazan Ülkü Tamer'in 18 Temmuz 2014'deki "Gençlik Kitapları Nerede?" yazısı düşü...
-
Uzlaşı - 1.bölüm Konu olarak aldığım başlık son dönemde aklıma takılan bir kavram olarak okumalarımda yer almaya başladı. Rüyalarıma...
-
Doğdukları gün ve bugün arasındaki zamanın ne kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum. Büyüdükçe zamanı biz mi hızlı yaşıyoruz yoksa gün geçtikç...
1 yorum:
Yine çok güzel bir yazı. Kendi adıma çıkaracağım paylarla birlikte. Yazılarının da bende bağımlılık yaratması riski var :)
Merak ettiğim bir konu da; blog camiasında kendini mükemmel bir yaşantı içerisinde gösteren, herşeyi en doğru o yapıyormuş gibi anlatan kadınlar. Sen de blog camiasında daha fazla zaman geçirdikçe farkedeceksin. Belki o zaman bunun üzerine de yazarsın :)
Yorum Gönder