24 Şubat 2010 Çarşamba

hayatın ortakları

Uzun bir süredir siteme giremiyordum, bir bağlantı problemi nedeniyle. Bugün siteme kavuşabildim.Bu arada bol bol düşünme, fikir üretme fırsatım oldu.ne yazsam diye düşünmeye başlayınca kafamda bir sürü düşünce dolanmaya başladı ama önemli olan bunları toparlayıp derleyebilmekti...
Yaşam içinde stabil kalmıyoruz ya da kalamıyoruz.İnsanın ya da canlı olmanın doğasında olan bir şey bu durum. Her an değişim halindeyiz. Her an bir şeyler hayatımıza giriyor, form değiştiriyor, farklı duygular ve düşünceler yaşatarak belki yine karşımıza defalarca çıkıyor. Hayatı paylaştığımız pek çok farklı an içerisinde bu durumları ya tek başımıza yaşıyoruz ya da birileriyle karşılıyoruz. Arkadaşlarımız oluyor, ailemiz oluyor ya da çocuklarımız... yani hayatı yaşarken ortaklarımız oluyor. Ama hep ortak dediğimizde, eşler akla geliyor ya da iş ortakları. Ben bu ortaklıkta çocukların da olduğunu düşünüyorum.
Biz, genelde yaşadığımız deneyimler içerisinde ya da bu tecrübeleri duyumsarken beraber yaşadığımız çocuklarımızı yok sayıyoruz. Sanki aynı evde yaşadığımız çocuklarımız, bizimle o anda o durumu yaşamıyorlarmış gibi hareket ediyoruz. Onlara belli etmediğimizi düşünüyoruz ya da onların anlamadığını. Farketmediğimiz bir şey var ki, konuşulmasa da, belli edilmese de sezgiler ele veriyor insanı. Sadece eşimize hayat ortağımız diye bakarken belki de, bu ortaklık içerisinde gözden kaçırdığımız gizli ortaklarımız oluyor:"çocuklar". Duyguların bulaştığını farketmiyoruz ya da hissedildiğini. Ancak çocuklar duygulara karşı bizden daha hassaslar. Bizler" yok bir şey" derken, onlar birşeylerin olduğunu farkediyorlar.
Yaşamı anlayabilecekleri dilde beraber tecrübe etmek, duyguları paylaşmak, onları da görünür ortaklarımız haline getirmek aslında ne kadar önemli. Yıllarca paylaşılması gerekenleri konuşmadan, hayatı paylaştığımızı düşünerek zaman geçiriyoruz. Dile gelmemiş pek çok görüntüyü aslında beraber seyrediyoruz hayat sahnesinde. Onlar biliyor, biz biliyoruz; beraber hissediyoruz ancak dillendirmiyoruz, onların da bir gün başkalarıyla ortaklık yapacaklarını bildiğimiz halde.
Yaşam ortaklığını her yönüyle onlara öğretecek olanlar aslında biz ebeveynleriz. Peki bu ortaklığa tam anlamıyla onları da katmadan, yaşam sahnesinde oynananları dillendirmeden nasıl gerçek dünyada varolmalarını sağlayabiliriz ki, ya da hayatı paylaşmalarını ya da beraber yaşamayı....
İyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta derken, yaşamı her yönüyle paylaşmayı kastetmiyor muyuz?

1 yorum:

asli baysal dedi ki...

hem bu sevgiyi yasayan biri olarak hemde senin cocuklarını büyütüsünü goren biri olarak..o karsılıksız ve bitmek bilmeyen sevgiyi veryorsunnn..

Problem Çözme Süreci - 2