Uzun bir aradan sonra tekrar yazıyorum, yazmak istiyorum, yazmalıyım. Kendimce koyduğum hedeflerimden şaşmak veya ertelemek veya ötelemek iyi gelmiyor. Nerden nasıl başlasam bilmiyorum ama yine buradayım, burada olmalıyım.
Bıraktığım yer neresiydi bilmiyorum ya da yarım kalan. Kendimce sözler verip tutamamak kısmını hele hiç dile getirmek bile istemiyorum. Sanırım koştuğum ve zamanı kaçırdığım bir dönemdi. Ama artık yakalamak için yakama yapıştım. İşte yapıyorum ve yapacağım.
Nefesimi duyuyorum. Saatin tıkırtısını da… saat kaç bakmak bile istemiyorum. Bedenim bu kadar dönenmeyi kaldırmıyor. Var olmayı istediğim saati hayal etmek daha güzel geliyor. Niye zaman yetmiyor? Ben mi yettiremiyorum? Zihnimde her şey alabildiğine akıyor, yakalayamamaktan korkuyorum. Zamana uyduramamaktan. Zamana uymak ne demek? onu düşünüyorum. Cevabını bilmiyorum, bilmek istiyor muyum? Onu da bilmiyorum. Tek bildiğim zamanla savaşım. Zamana direnemiyorum. Sanki içimden akıyor ve geçiyor. Beni şeffaflaştırıyor. Ben miyim tek şeffaf? Bilmiyorum. Acaba bilmek mi istemiyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Aydınlık Gazetesi Kitap Eki'nde yazı yazan Ülkü Tamer'in 18 Temmuz 2014'deki "Gençlik Kitapları Nerede?" yazısı düşü...
-
Uzlaşı - 1.bölüm Konu olarak aldığım başlık son dönemde aklıma takılan bir kavram olarak okumalarımda yer almaya başladı. Rüyalarıma...
-
Doğdukları gün ve bugün arasındaki zamanın ne kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum. Büyüdükçe zamanı biz mi hızlı yaşıyoruz yoksa gün geçtikç...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder