5 Kasım 2011 Cumartesi


BİR GÜN
Geçen gün kız kardeşimle bestseller olan kitabını okuduğum “Bir Gün” filmini izlemeye gittik. Filme gitmeden kitabı bitirmek için var gücümle uğraştıktan sonra filme hazırdım. Kitap beni bazı ayrıntıları fazla gelse de etkiledi, belki de böyle bir aşk hikayesinden etkilenmeye hazırdım. Ama görselin yazıdan daha etkili olduğunu bir kez daha anladım. Evet, yazı insanın hayal gücünü harekete geçiren bir boyutken,  sinema hikayeye  hayat veren başka bir boyut. Tabi film manzarasıyla, müzikleriyle,  seçilen yerleriyle hoştu, oyuncularında iyi olduğunu ve hikayeyi daha etkili hale getirdiğini söyleyebilirim. Kitaptaki 20 yılın ayrıntılarını birkaç saate aktarmak çok kolay değil ancak bazı can alıcı ayrıntıların olmadığını görmek beni biraz üzdü. Yıllar arasındaki geçişler çok hızlıydı. Bu hızlı geçişler de bağlantıları sağlayan bazı ayrıntıların olmaması yarım kalmışlık duygusu yaşamama sebep oldu. Kitapta önemli gördüğüm  bazı  ayrıntıları da ben yeri geldikçe filme kendim ekledim seyrederken. Ancak ayrıntıların bazıları filmin senaryosuna eklenmemişse de  finalde salya sümük ağlamama engel olamadı. Kız kardeşimle durduramadığımız bu ağlayışımız yanımızda oturan yeni yetme en fazla 8.sınıf öğrencisi olan kızların dikkatini çekmiş olmalı ki, “yandakiler piskopata bağladı “ yorumuyla karşılık buldu. O zaman işte belki ilk defa kuşak çatışması bu herhalde hissine kapılmadan edemedim.
Eğer soğuk bir sonbahar gününde duygusal bir hikayenin seline kapılmak isterseniz seyredilebilecek bir film olarak tavsiye edebilirim.

 

1 yorum:

Yazmak iyidir... dedi ki...

Hahahahh ya gercekten boyle mi dediler ... İnanamiyorum, o haliniz gozumun onune geliyor da, siz aglayip dururken bir de bu yorumu duymaniz falan, gulmeme engel olamiyoruum :))))

Problem Çözme Süreci - 2