BİR GÜN
Geçen gün kız kardeşimle bestseller olan
kitabını okuduğum “Bir Gün” filmini izlemeye gittik. Filme gitmeden kitabı
bitirmek için var gücümle uğraştıktan sonra filme hazırdım. Kitap beni bazı
ayrıntıları fazla gelse de etkiledi, belki de böyle bir aşk hikayesinden
etkilenmeye hazırdım. Ama görselin yazıdan daha etkili olduğunu bir kez daha
anladım. Evet, yazı insanın hayal gücünü harekete geçiren bir boyutken, sinema hikayeye hayat veren başka bir boyut. Tabi film
manzarasıyla, müzikleriyle, seçilen
yerleriyle hoştu, oyuncularında iyi olduğunu ve hikayeyi daha etkili hale
getirdiğini söyleyebilirim. Kitaptaki 20 yılın ayrıntılarını birkaç saate aktarmak
çok kolay değil ancak bazı can alıcı ayrıntıların olmadığını görmek beni biraz
üzdü. Yıllar arasındaki geçişler çok hızlıydı. Bu hızlı geçişler de
bağlantıları sağlayan bazı ayrıntıların olmaması yarım kalmışlık duygusu
yaşamama sebep oldu. Kitapta önemli gördüğüm
bazı ayrıntıları da ben yeri
geldikçe filme kendim ekledim seyrederken. Ancak ayrıntıların bazıları filmin
senaryosuna eklenmemişse de finalde
salya sümük ağlamama engel olamadı. Kız kardeşimle durduramadığımız bu
ağlayışımız yanımızda oturan yeni yetme en fazla 8.sınıf öğrencisi olan
kızların dikkatini çekmiş olmalı ki, “yandakiler piskopata bağladı “ yorumuyla
karşılık buldu. O zaman işte belki ilk defa kuşak çatışması bu herhalde hissine
kapılmadan edemedim.
Eğer soğuk bir sonbahar gününde duygusal bir
hikayenin seline kapılmak isterseniz seyredilebilecek bir film olarak tavsiye
edebilirim.
1 yorum:
Hahahahh ya gercekten boyle mi dediler ... İnanamiyorum, o haliniz gozumun onune geliyor da, siz aglayip dururken bir de bu yorumu duymaniz falan, gulmeme engel olamiyoruum :))))
Yorum Gönder