Yeni bir veli paylaşım grubuna başladım. Her hafta farklı bir konuyu ele alacağız. İlk oturumumuz "güven-güvensizlik" üzerineydi.
Temel güven-güvensizlikten bahsediyorum. Aslında güven konusu çok kapsamlı bir kavram. Sadece kendine güven duyma, başkasına güven duyma değil, sevilebilir bir insan olduğuna dair pek çok duyguyu da kapsıyor. Bu duygu ilk doğduğumuz ve sonrasındaki bir kaç yıl içinde temelleri atılan bir kavram. Sonrasında ise rötuşlar yapılabiliyor. İlk güven duygusu bakım veren kişiyle oluşuyor. Bu anne de olabilir anne yerine geçen kişi/kişiler de olabilir. Bebek ihtiyaçları karşılandıkça sevilebilir bir varlık olduğu dolayısıyla başkalarının da güvenilebilir kişiler olduğu duygusunu geliştirmeye başlıyor. Bu duygu gördüğü bakımın derecesi kendine ve başkalarına güven derecesini de etkiliyor.
Tabi bu güvenin diğer ucunda güvensizlikte var. Verilen bakımın yetersiz ya da tutarsız olduğu bazen de reddedici olduğu durumlarda, kişi kendine ve dünyaya karşı güvensizlik, kaygı, gibi olumsuzluk içeren duygular geliştiriyor. Gelişen duygu hangi yönde olursa olsun yaşamın değişik dönemlerinde bir şekilde tekrar ortaya çıkıyor. Yaşamın farklı dönemlerinde ortaya çıkan bu duygu kişinin karşılaştığı kişilerle tekrar farklı bir yönde şekillenebilir. Kişi güvensizlik duygularını yenebilir de daha da artırabilir de.
Bebeğimizi sonrasında çocuğumuzu kabul edişimiz, sevgimizi paylaşma şeklimiz, ihtiyacın kimin ihtiyacı olduğunun farkında olarak karşılayımız bu noktada çok önemli. Çünkü bazen ebeveynin ihtiyacı ve isteği ile çocuğun ki iç içe geçiyor ve ebeveyn çocuğun ihtiyacıymış gibi kendi ihtiyacını gidermeye çalışıyor. Çocuğumuzla ilgili beklentilerimiz ya da hayallerimiz, bu hayallerin çocukla ne kadar örtüşüp örtüşmediği, ya da kendimizi olduğu gibi çocuğumuzu da olduğu gibi değerlendirmemiz kişilik gelişiminde önemli bir adım. Ne yaparsak yapalım duyguları hissetmemek ve hissettirmemek mümkün değil. Sözlerin etkisi bir yere kadar ancak beden dilimizle aktardıklarımızı gizlememiz çok zor.
Çocuğumuzla ilgili bir adım atarken "çocuğumun isteği bu mu? yoksa bunu yapmak beni iyi bir anne baba yaparak değerimi mi artıracak ?" sorusunu sormak çok kolay bir süreç değil ki, sonrasında karşılaşılacak cevapla baş etme konusunda hazırlıklı değilsek.... Ne olursa olsun bunun cevabına göre hareket etmenin bir meziyet olduğunu düşünüyorum. çünkü o zaman gerçekten mutlu, kendi gibi olan ve güvenli çocuklar yetiştirebileceğiz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Aydınlık Gazetesi Kitap Eki'nde yazı yazan Ülkü Tamer'in 18 Temmuz 2014'deki "Gençlik Kitapları Nerede?" yazısı düşü...
-
Uzlaşı - 1.bölüm Konu olarak aldığım başlık son dönemde aklıma takılan bir kavram olarak okumalarımda yer almaya başladı. Rüyalarıma...
-
Doğdukları gün ve bugün arasındaki zamanın ne kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum. Büyüdükçe zamanı biz mi hızlı yaşıyoruz yoksa gün geçtikç...
1 yorum:
Cok cok guzel bir yazi olmus, izninle paylasacagim...
Yorum Gönder