24 Eylül 2012 Pazartesi

Açıklanamayan Şeyler



Nasıl Anlatılır bilmiyorum, anlatılır mı onu da bilmiyorum

Yaşam denilen şeyin, bir anda tepetaklat olduğuna son zamanlarda çok tanık oluyorum. İçimdekileri mi yazıya dökmek zor yoksa yaşananları mı ifade etmek karar veremedim. Bu hafta sonu yaşadığım, üstüste gelen olaylar kafamı çok meşgul etti. Sanırım yaşım ilerledikçe belki de eskiden daha az duyarlı olduğum şeylere hassasasiyetim arttı desem de, her zaman duyarlı ve insan seven biri olsam da, bir şeyler sanırım bu duyarlılığı daha da yoğun yaşamama sebep oluyor.


İnsanın yaşadığı yere, zamana, çevresindeki kişilere güvenmesi, doğru şeylerin olacağına veya yapılacağına inanması, sırtını dayabilmesi.. Güven, adalet, umut gibi duygular zihnimde dönüyor. Bazen çok mu düşünüyorum diye kendimi sorguluyorum. Tevekkül etmek de bir yere kadar işe yarıyor.

Yaşanılanları azaltmıyor. Çok bilmek mi iyi, bilmemek mi? Duyarlılığı artıran ne açıklayamıyorum. Adil olmak, adalet kafamda karışmaya başladı. Evet, bazı şeyler belki yaşamın gereği, öyle olması gerekiyor ama kafamda bir yere oturtamıyorum.


Adalet duygusu aslında insanın temelde güven duygusunu da oluşturan bir kavram. Türk Dil Kurumu'nun; adalet ile ilgili tanımlamalarından biri "Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk" olarak geçiyor.Bu tanımlamaya bakınca,gerçekten herkese denk olan mı düşüyor? Herkes hakkı olanı mı alıyor? Ya da baktığınızda hakettiği bu mu? Bu sorulara cevap verebilen var mı ? onu da bilmiyorum.

Şu anda tek bildiğim, yaşananların benim yaşama karşı adalet duygumu sorgulamama sebep olması. Bir kere kafa karıştı mı, sonu gelmiyor.

Bu hafta sonu sadece oluşturulan sisteme değil, doğa kanunlarına karşı da kafa karışıklığı yaşıyorum. Bizi hayata bağlayan umudu kaybetmek istemiyorum. O zaman çocuklarıma verebilecek bir şeyim kalmayacak.

Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2