11 Aralık 2012 Salı

YARATIM


Bu aralar okumalarımı daha çok çocukta yaratıcılık ve girişimcilik üzerine yapıyorum. Aslında her iki kavramda küçümsenemeyecek kadar önemli kavramlar. Ülkemizdeki özellikle erken dönem dediğimiz küçük yaş eğitimine baktığımızda, "eğitim şart!" diyoruz ama bu eğitimin niteliksel boyutundan çok niceliksel taraflarının dikkate alındığını görüyorum.. 

Şu anda eğitim sürecinde çok büyük çelişkilerin olduğunu gözlüyorum. Yaratıcı çocuklar yetiştirme herkesin hayali ama içerikten çok görüntünün ön planda olduğu sınav odaklı okullara yöneliyoruz. Sonuç değil, süreç önemli desekte, çocuğun notlarını ön plana çıkarıyoruz. Çocuğun kendi içinde özgün gelişimi desekte, çocuklara ölçüp biçip kategorize ederek değerlendiriyoruz. 
 Peki bu durumda yaratıcılığı, girişimciliği desteklemek olayın neresinde kavrayamıyorum. 

Şu ana kadar bu konularda okuduğum pek çok makalede, kısaca özgün düşünebilmek, farklı bakabilmek olarak tanımlanan  "yaratıcılığı" eğitim kurumlarında gerçek anlamda ne kadar destekliyoruz? 

Gelişimin en hızlı olduğu dönem olan okul öncesi ve ilköğretim döneminde  sadece çocuğun kişiliğinin temellerinin atılması yanında özgün düşünebilen kişilerin yaratılması da çok önemli. Bu da pek çok faktörü kendi içinde barındırıyor. 

Herşeyin yapıllandırılıp sunulduğu bu son dönemde, yaratıcılığın bu eğitim sistemi ve bakış açısıyla gerçekten gelişebileceğini düşünmüyorum. 

Çocuğun gözlem yapabileceği ortamlar kısıtlı, doğayla bağı zayıf, neyin nasıl olduğunu düşünebildiği ortamlar az hatta düşünmesine bile gerek kalmayan compact ortamlar içinde ve herşeyin çocuk için düşünülerek organize edildiği bir çevre. Çocuk için düşünülerek organize edilen çevre derken, sıkılmaması, yorulmaması, incinmemesi üzerine ayarlanan çevreden bahsediyorum.

Yoksunluğun olduğu ortamda başlar yaratıcılık. Yoksunluk derken, çocuğa mahrumiyet bölgesi yaratmak değil kastim. Herşeyin hazır olduğu ve kolay elde edebildiği bir ortamda çocuğun düşünmek için efor sarfetmesi mümkün müdür?

Düşünebileceği, düşünmesine teşvik edilen bir ortamda, korkmadan çekinmeden hayal kurabilmesi, soru sorabilmesi ve çevresini, doğayı tanıyabileceği olanaklar sunulması ile gelişir. 

Çocuğun yaratıcılığının geliştiği en önemli alanı, oyun alanıdır. Oyun oynayamayan çocuğun yaratıcılığının gelişmesini beklemek doğru olmaz. Kendi kurduğu, hayal ettiği, tasarladığı alanlar olmalıdır çevresinde. Düşündüklerini rahatça ifade edip tasarlayacabileceği, deneyebileceği bir ortam. Yaratıcı düşünce empatik bir iletişimin olduğu, özgür düşünebilen ortamın yaratıldığı, gerçekten ama gerçekten tek bir doğru cevap olmadığı gibi farklı becerileri teşvik eden, kategorize etmeyen, yargılamayan, eleştirmeyen bir kabul ortamında gelişir. 

Okuduğum bir yazıda şöyle anlatıyordu:
" Kassel Üniversitesin'den Prof. Bosh'a üniversiteye 25 öğrenci almasını söylemişler. Başvuru 400 kişiymiş ve Bosh hepsini almış. İtiraz edilince de "Yeteneksiz İnsan yoktur, farklı yeteneklerde insan vardır." demiş. 

Eğitimcilerin herşeyden öte bilmesi gereken en önemli nokta budur. Farklılıkları ortaya çıkarabilecekleri ortamlarda geliştiğidir yaratıcılığın. Çocuğun algıladığı bir şeyi kendi özgün seçimleriyle yorumlayabilmesidir. Bununla beraber, biz bunu eğitim ortamlarında tam anlamıyla yapamazken, çocukların bireysel farklılıklara saygı duyması gibi değerleri nasıl içselleştirmelerini bekleyebiliriz.

Anne babaların çocuğu için  seçeceği okulun gerçekten bu bakış açısına sahip olup olmadığına bakması önemlidir. Bununla beraber, sizler ev ortamında çocuğun düşünmesini sağlayacak yöntemleri kullanabilir, çocuk adına, çocuğun önüne geçerek düşünmeyerek, karşılaştığı durumlarda önce çocuğun düşünmesine ve çözüm yolu üretmesine fırsat vererek ve ürettiği düşüncelerin ya da çözümlerin ebeveyni tarafından dinlenilmesi ve yargılamadan eleştirmeden kabulünü sağlayarak, yaratıcı düşünmenin geliştirilebilmesi için katkı sağlayabilirsiniz. Örneğin; yaratıcı düşünmeyi geliştirici en temel konuşma tekniği olan “beyin fırtınası”yla, açık uçlu, araştırmaya, incelemeye teşvik eden sorularla, metaforlarla, drama ile çocuğunuzu düşünmeye teşvik edebilirsiniz.

Yaratıcılığın gelişimine katkı sağlayan en önemli alanlardan biri çocuğun “oyun” alanlarıdır dedik biraz önce. 11 yaşına kadar çocuğun oyun yaşında ve somut düşünebildiği bir dönemde olduğunu dikkate alırsak; çocuğun oyun zamanları yaratıcılığın gelişimindeki en değerli zamanlardır. Çocuk için zamanını her zaman yapılandırmak yerine, hayal gücünü kullanabileceği serbest oyun zamanlarına ya da yaratıcılığı geliştirici oyunlara bol bol fırsat verilmesi çok önemlidir. Ayrıca çocuklarınıza farklı müzikler dinletebilir, doğada gözlem yapabilmesine fırsat verebilirsiniz. Zaman zaman çocuğun yaşamında rutin giden süreçleri değiştirebilirsiniz. Örneğin, bazen farklı yoldan gitmek, farklı ortamlara girmesini sağlamak gibi. Evdeki farklı nesneleri tanımlama oyunları oynayabilir, televizyonu kapatıp farklı alanlara ait kitaplar okuyabilir ve üzerine konuşabilirsiniz. Yaratıcılığı destekleyen oyuncaklar seçebilirsiniz. 

Yaratıcılıkta gelişebilen bir süreçtir. Bu yaratım sürecini engelleyen, çocuğun doğasına ket vuran sınırları kaldırmakta, çocuklar adına bizim en önemli görevimiz diye düşünüyorum. 

Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2