Ayıptır söylemesi E. L. James'in son dönemde bestseller olan üçlemesini okudum. Okuduğumu söylediğim zaman eleştirel ya da kınayıcı söz ve tavırlara maruz kaldım, -bu kitapları nasıl okuyabilir mişim gibilerinden-. İçeriği olmayan diziler rahatlıkla seyredilip üzerine yorumlar yapılırken benim bu tarz beyaz dizi kıvamında okuyup, yoğun iş gününün ardından kafa dağıttığım kitaplar nedense eleştiri konusu olabildi. Hatta daha ileri giderek bu sayfalarda yorum yapasım geldi. Azimle, kendimi aşarak üç kitabı da bitirdim. Kitabın edebi tarafı tartışılır. Bu tarafını da yorumlamak bana düşmez diye düşünüyorum. Her neyse.....
Herşeyin bir mesaj vermesi gerektiğine inananlardan değilim. Bazen bazı şeyler, sadece hiç bir nedeni yokken iyi de gelebilir. Kitap okumayı da böyle görüyorum. Okurken ben de yarattığı iz düşümü benim için önemlidir. Her zaman nedesel olması gerekmez. "Olma"meselesi?!! Bu kitapta bana iyi geldi, o kadar....
Niye erotizmi yoğun kitapların okunması garipseniyor bilmiyorum. Ancak bir ilişkide iki insan arasında oluşabilecek çekimi ya da cinsel içerikli iletişimi - ekstrem bir ilişki olsa da" tüm açıklığıyla ortaya sermesi mi kötü geldi insanlara. Yoksa cinselliğin hala bu kadar tabu olması mı"ıyyy "gözüyle görülmesine sebep oldu anlayamadım?!1

İki insan arasındaki aşkı, cinselliği, kızgınlığı, daha her neyse kitabın aktarımı ilgi çekici ve sürükleyiciydi. Kitap, beni içine çekti ve akıcı bir şekilde okudum. Hatta alışkanlık yaptı ve kitaplar bitince biraz buruldum diyebilirim.
Bana göre üç kitap olmak yerine bir kitaba da toplanabilecek bir hikaye olmasına rağmen üç kitaba yayılmış olması zaman zaman tekrarlandığını düşündüğüm bazı bölümlerde sıkıntı yaşattı bana. Bazı yerlerin çok ayrıntılı anlatılırken, bazı yerlerin de çok hızlı geçmesi hikayeyi bazen rutinleştirdiğini düşünüyorum. Aslında kitabın farklı yönleri de varken, erotik boyutunun çok daha ayrıntılı anlatılmış olması, duygusal tarafların çok görülmesine engel oluşturduğu gibi bir fikrim oluştu. İnsanların odak noktasını cinsellik tarafında tutan bir etki oluşturduğunu düşünüyorum.

Hikayedeki kahramanların psikolojik alt yapısına çok odaklandığım için-beyaz dizi de olsa; mesleki deformasyon da olsa- herkesin odaklandığı kitabın erotik tarafları bana yaşamın ya da iki insan arasındaki ilişkinin sıradan tarafları olarak geldiği için, öyle "ooooooo" diye okumadım. Ama ne yalan söyleyeyim zaman zaman "vay be" dedirten zamanlar da oldu. Kitaptaki cinsellik, bir bölümde geçen tabirle " sıradanı sıradışılığa yüceltmiş."
Aslında ilişkilerdeki kontrol isteğini/kaygısını da ifade eden bir tarafı var. Bu kontrol ihtiyacını, herkes ilişkilerinde biri tarafından vazgeçilmez olmayı ister şeklinde yorumluyorum. " Ben kontrol edilmeyi hiç sevmem." densede, herkes bir parça birileri tarafından sahiplenilip kontrol edilmeyi bekler. Bence kadınların bu tarafına hitap ettiği için daha çok kadınlar tarafından tercih edildiğine inanıyorum.
Tabi ki, her okuyucu da farklı etkileri olması çok doğal. Ama şunu anlıyorum ki, romantik ilişki ya da iletişimin olduğu her kitabın çok ilgi çektiği ortada. Çünkü insanların bir yerlerine değen tarafları olduğu için bu kadar satıldığı fikrimce.
Son kitabın son bölümünde ki şu sözler ile belki de bu kitapla ilgili düşüncelerime noktayı koyabilirim. Alın size işte bir mesaj:
" Muazzam güç, gizli hayallerinizde kendi kendinizi dünyaya her şeyi kontrol etmek üzere geldiğinize inandırmaktan geçer."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder