8 Mart 2013 Cuma




 Yazdığım okul bültenlerden birini paylaşmak istedim.




ÇOCUKLARDA DUYGULAR NASIL GELİŞİR?

Davranış, duygu, düşünce insan yaşamında birbiri ile bağlantılı ve birbirinden etkilenen üç önemli öğedir.
Yapılan araştırmalar, anne karnından itibaren bebeklerin duyguları hissetmeye ve anlamlandırmaya başladığı yönündedir.  Çocuklar duyguları ailede öğrenmeye başlarlar. Anne babalar duyguların nasıl ifade edileceğini, duyguların hangi ortamda nasıl gösterilebileceğini, o duyguya sebep olan tepkiler hakkında doğduğu andan itibaren bebeğe mesaj vermeye başlarlar. Bu konuda çocuklara doğrudan mesaj verebildikleri gibi (“erkekler ağlamaz.” Ya da “ kimsenin seni kırmasına izin verme.” ), verdikleri duygusal tepkilerle model olabilirler ya da çocuklar farklı ortamlara girdikçe karşılaştıkları sosyal deneyimlerle duyguları öğrenirler.
Duygularımız bir nevi varoluşumuzu etkileyen, bize yaşam motivasyonu sağlayan ve kişiler arası ilişkilerde belirleyici olan bir noktada da yer almaktadır. Günlük yaşamda hissettiğimiz pek çok duygu vardır.  Bazı duyguları olumlu olarak yaşarken, bazı duyguları da olumsuz olarak yaşar ve yansıtırız. Bireyin yaşamını sürdürmeyi sağlayacağı, bireye yarar getireceği düşünülen her durumda olumlu duygu; bireyin yaşamını tehdit edeceği, bireye zarar getireceği düşünülen her durumda da olumsuz duygu baskındır. Bizler anne karnından itibaren duyular tarafından algılanan her türlü mesajı sonucuna göre “olumlu” veya “olumsuz” olarak zihnimizde kodlamaya başlarız.
Biz duyguları olumlu ya da olumsuz duygular olarak ayırır ve yaşarken, aslında bu iki temel duygu durumu arasında pek çok duygu rengi yer almaktadır. Duyguların çeşitliliği, ifadelendirilmesi,  kişinin yaşamına ne kadar somut olarak girdiği ile alakalıdır. Duygu repertuarımız yaşandıkça ve hissettiklerimiz anlamlandırıldıkça gelişir ve zenginleşir. Bu zenginleşme önce anne baba ve çocuğun yakın çevresi ile başlarken sonra girdiği sosyal ortamlarla gelişir.
Çocuğun duygusunu ifade etmesine fırsat vermek ne hissettiğini anlaması açısından çok önemlidir. Bu noktada anne babanın da bir duyguyu yaşayış ve ifade ediş şekli, tepkileri, duygulara karşı yaklaşımı çocuğun duygusal gelişimini ve duygusal zekasını önemli derecede etkiler.  Bir duygunun nasıl yaşandığı ve nasıl ifade edildiği kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
Tek başına duygulara sahip olmak yeterli değildir. Hayatımızın her alanında etkili ve önemli olan duygularımızı akıllıca kullanabilmenin yolu "Duygusal Zeka" olarak adlandırılmaktadır. Duygularımızı iyi yönetebilmek yaşam içerisinde daha başarılı, mutlu ve iyi ilişkiler kurabilmeyi sağlayacaktır. Bunun için kişinin kendisinin ve başkalarının duygularını anlayarak onları etkili bir şekilde kullanabilmeyi öğrenmesi oldukça önemlidir.
Duygusal zekası yüksek çocuklar yetiştirmek, çocuklara verdiğiniz tavsiyelerin ya da öğrettiklerinizin dışında, onlarla nasıl ilişki içinde olduğunuzla ilgilidir. Anne babaların ve çocuğun yakın çevresindeki yetişkinlerin çocuklarla ilişkileri ve küçük yaşlarda çocuklara kazandırdıkları tecrübeler çocukların duygusal ve beyin gelişimlerinin yanı sıra onların gelecekteki tutum ve davranışları üzerinde de etkilidir.
Yaşama bakışınız çocuğunuzun çerçevesidir. Olumlu ya da olumsuz hangi duygusal bakışı önemsediğiniz ve duyguların yaşamınızdaki yeri çocuğunuzu da etkiler. O nedenle olaylara ne taraftan baktığınız, olumsuz duyguları vurgulamak yerine olumlu duyguları vurgulamanız da, gelişim açısından çocuğunuza ve gelişimine çok şey katacaktır.

Yapılan araştırmalar, çocuk dünyaya geldiğinde beyninde henüz birbirleriyle bağlantısı olmayan milyarlarca sinir hücrelerinin bulunduğunu göstermektedir. Sinir hücrelerinin birbirleriyle bağlantılarının oluşması, çocuğun içinde yaşadığı ortamdaki zihinsel, fiziksel ve duygusal uyarılar ve tepkilerle gerçekleşir. Beyin ilk üç sene içinde bir yetişkin beyninin 2/3 si kadar gelişir. Bu çok önemli zaman içersinde yaşanan negatif deneyimlerin ve stresin beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkisi vardır.
Fiziksel ve duygusal ihtiyaçların karşılanması, yaşanılan pozitif deneyimler çocuğun beyninin sağlıklı gelişmesini sağlar. Duygusal açıdan sağlıklı gelişen çocuklar yaşamlarının ilerleyen yıllarında baş etme becerileri daha yüksek, sosyal becerilere daha yatkın bireyler olarak yetişirler. 

Anne baba çocuk arasında samimi, kabullenici (çocuğu tüm varlığı ile kabullenmek), güvene dayalı kurulacak ilişki, çocuğun hem kendine bakışını hem de çevresine olan bakışını etkilemesi yanında duygularına uygun tepkiler vermesine ve empatik yaklaşım geliştirebilmesine destek olacaktır.
Bu desteği şöyle sağlayabilirsiniz:
·         Çocuğunuzla kendi duygularınızla ilgili konuşun, kendinizden paylaşımlarla başlayın. Zamanla çocuğunuz da duygu diliyle konuşmayı öğrenecektir. Duygu yelpazesi ne kadar gelişirse kendini ifade etmesi, ne hissettiğini algılayıp, anlam verebilmesi, empatik düşünebilmesi o kadar gelişecektir.
·         Son dönemde, çocukların bildiği ve tanımlayabildiği duyguların çok kısıtlı olduğu gözlenmektedir. Bu durumda yaşadıklarını, gördüklerini ifadelendirmelerini zorlaştırmaktadır. Ne kadar çok duyguyu bilir ve tanımlayabilirse o kadar kendini anlamasına da hizmet etmiş oluruz. Gördüğü bir fotoğraf ya da baktığı bir tabloda ne gördüğünü, nasıl hissettiğini, gittiği bir parkta karşılaştığı insanları, ondaki etkilerini konuşmak bile çocuğunuza duygu olarak çok şey katacaktır.
·         Çocuğunuzun duygularını dikkate alın. Hangi duygusunu ifade ediyorsa, o duygusunu istediği şekilde yaşamasına fırsat verin. Başkasının alanına girmediği, başkasına ya da kendine zarar vermediği sürece duygusunu yaşama tarzına müdahaleye etmeyin. Duygusunu ifade edebilmesi için oyuncaklardan, boyalardan, oyun hamurlarından ya da farklı materyallerden yararlanabilirsiniz.
·         Duygusunu ifade ederken çocuğunuzun sizi yönlendirmesine izin verin. İfade ettiği duygu yargı ve eleştiri ile karşılaşırsa; çocuğunuz kendini kapatır ve ifade etmeyi tercih etmez. Çocuklar duygularını yetişkinler gibi ifade etme düzeyinde olmadığı için istediği şekilde gösteremediğinde, bazen dolaylı yollarla ve uygun olmayan davranışlarla göstermeyi tercih ederler. O nedenle davranış ya da tutumunun altında yatan duyguyu anlamaya çalışın. Bazen o davranışın altında düşündüğünüz nedenlerden farklı bir duygu olduğunu görebilirsiniz. Ruhsal kırılmalar duygu boyutunda başlar. Davranış problemlerinin bir kısmının duyguların dikkate alınmaması ve duygularını uygun yollarla ifade edemeyen çocuklarda olduğu gözlenmektedir. 
·         İfade edişi ya da dışa vurum şekli bazen beklediğiniz gibi olmadığında hemen paniğe kapılmayın. Her dışavurumun altında beklenmedik bir durum olmayabilir. Ancak çocuğunuzun ne anlatmaya çalıştığına odaklanın. Bazen sadece rahatlama bazen de bir ihtiyacını ifade etme isteği olabilir.  Gerekli görürseniz bir uzmandan bu konuda destek alabilirsiniz.

Küçük yaşlardan itibaren duygu gelişimini önemsemek, çocuğun ruh sağlığı için bir yatırım olacaktır.



Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2