Yazdığım okul bültenlerden birini paylaşmak istedim.
ÇOCUKLARDA DUYGULAR NASIL GELİŞİR?
Davranış, duygu, düşünce insan yaşamında birbiri ile
bağlantılı ve birbirinden etkilenen üç önemli öğedir.
Yapılan araştırmalar, anne karnından itibaren bebeklerin
duyguları hissetmeye ve anlamlandırmaya başladığı yönündedir. Çocuklar duyguları ailede öğrenmeye
başlarlar. Anne babalar duyguların nasıl ifade edileceğini, duyguların hangi
ortamda nasıl gösterilebileceğini, o duyguya sebep olan tepkiler hakkında
doğduğu andan itibaren bebeğe mesaj vermeye başlarlar. Bu konuda çocuklara
doğrudan mesaj verebildikleri gibi (“erkekler ağlamaz.” Ya da “ kimsenin seni
kırmasına izin verme.” ), verdikleri duygusal tepkilerle model olabilirler ya
da çocuklar farklı ortamlara girdikçe karşılaştıkları sosyal deneyimlerle
duyguları öğrenirler.
Duygularımız bir nevi varoluşumuzu etkileyen, bize yaşam
motivasyonu sağlayan ve kişiler arası ilişkilerde belirleyici olan bir noktada
da yer almaktadır. Günlük yaşamda hissettiğimiz pek çok duygu vardır. Bazı duyguları olumlu olarak yaşarken, bazı
duyguları da olumsuz olarak yaşar ve yansıtırız. Bireyin yaşamını
sürdürmeyi sağlayacağı, bireye yarar getireceği düşünülen her durumda olumlu
duygu; bireyin yaşamını tehdit edeceği, bireye zarar getireceği düşünülen her
durumda da olumsuz duygu baskındır. Bizler anne karnından itibaren duyular
tarafından algılanan her türlü mesajı sonucuna göre “olumlu” veya “olumsuz”
olarak zihnimizde kodlamaya başlarız.
Biz duyguları olumlu ya da olumsuz duygular olarak ayırır ve
yaşarken, aslında bu iki temel duygu durumu arasında pek çok duygu rengi yer
almaktadır. Duyguların çeşitliliği, ifadelendirilmesi, kişinin yaşamına ne kadar somut olarak girdiği
ile alakalıdır. Duygu repertuarımız yaşandıkça ve hissettiklerimiz
anlamlandırıldıkça gelişir ve zenginleşir. Bu zenginleşme önce anne baba ve
çocuğun yakın çevresi ile başlarken sonra girdiği sosyal ortamlarla gelişir.
Çocuğun duygusunu ifade etmesine fırsat vermek ne
hissettiğini anlaması açısından çok önemlidir. Bu noktada anne babanın da bir
duyguyu yaşayış ve ifade ediş şekli, tepkileri, duygulara karşı yaklaşımı
çocuğun duygusal gelişimini ve duygusal zekasını önemli derecede etkiler. Bir duygunun nasıl yaşandığı ve nasıl ifade
edildiği kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
Tek başına duygulara sahip olmak yeterli değildir.
Hayatımızın her alanında etkili ve önemli olan duygularımızı akıllıca
kullanabilmenin yolu "Duygusal Zeka" olarak adlandırılmaktadır.
Duygularımızı iyi yönetebilmek yaşam içerisinde daha başarılı, mutlu ve iyi
ilişkiler kurabilmeyi sağlayacaktır. Bunun için kişinin kendisinin ve
başkalarının duygularını anlayarak onları etkili bir şekilde kullanabilmeyi
öğrenmesi oldukça önemlidir.
Duygusal zekası yüksek çocuklar yetiştirmek, çocuklara verdiğiniz
tavsiyelerin ya da öğrettiklerinizin dışında, onlarla nasıl ilişki içinde
olduğunuzla ilgilidir. Anne babaların ve çocuğun yakın çevresindeki
yetişkinlerin çocuklarla ilişkileri ve küçük yaşlarda çocuklara kazandırdıkları
tecrübeler çocukların duygusal ve beyin gelişimlerinin yanı sıra onların
gelecekteki tutum ve davranışları üzerinde de etkilidir.
Yaşama bakışınız çocuğunuzun çerçevesidir. Olumlu ya da
olumsuz hangi duygusal bakışı önemsediğiniz ve duyguların yaşamınızdaki yeri
çocuğunuzu da etkiler. O nedenle olaylara ne taraftan baktığınız, olumsuz duyguları
vurgulamak yerine olumlu duyguları vurgulamanız da, gelişim açısından
çocuğunuza ve gelişimine çok şey katacaktır.
Yapılan araştırmalar, çocuk dünyaya geldiğinde beyninde henüz birbirleriyle bağlantısı olmayan milyarlarca sinir hücrelerinin bulunduğunu göstermektedir. Sinir hücrelerinin birbirleriyle bağlantılarının oluşması, çocuğun içinde yaşadığı ortamdaki zihinsel, fiziksel ve duygusal uyarılar ve tepkilerle gerçekleşir. Beyin ilk üç sene içinde bir yetişkin beyninin 2/3 si kadar gelişir. Bu çok önemli zaman içersinde yaşanan negatif deneyimlerin ve stresin beyin gelişimi üzerinde olumsuz etkisi vardır.
Fiziksel ve duygusal ihtiyaçların karşılanması, yaşanılan
pozitif deneyimler çocuğun beyninin sağlıklı gelişmesini sağlar. Duygusal
açıdan sağlıklı gelişen çocuklar yaşamlarının ilerleyen yıllarında baş etme
becerileri daha yüksek, sosyal becerilere daha yatkın bireyler olarak
yetişirler.
Anne baba çocuk arasında samimi, kabullenici (çocuğu tüm varlığı ile kabullenmek), güvene dayalı kurulacak ilişki, çocuğun hem kendine bakışını hem de çevresine olan bakışını etkilemesi yanında duygularına uygun tepkiler vermesine ve empatik yaklaşım geliştirebilmesine destek olacaktır.
Bu desteği şöyle sağlayabilirsiniz:
·
Çocuğunuzla kendi duygularınızla ilgili konuşun,
kendinizden paylaşımlarla başlayın. Zamanla çocuğunuz da duygu diliyle
konuşmayı öğrenecektir. Duygu yelpazesi ne kadar gelişirse kendini ifade
etmesi, ne hissettiğini algılayıp, anlam verebilmesi, empatik düşünebilmesi o
kadar gelişecektir.
·
Son dönemde, çocukların bildiği ve
tanımlayabildiği duyguların çok kısıtlı olduğu gözlenmektedir. Bu durumda
yaşadıklarını, gördüklerini ifadelendirmelerini zorlaştırmaktadır. Ne kadar çok
duyguyu bilir ve tanımlayabilirse o kadar kendini anlamasına da hizmet etmiş
oluruz. Gördüğü bir fotoğraf ya da baktığı bir tabloda ne gördüğünü, nasıl
hissettiğini, gittiği bir parkta karşılaştığı insanları, ondaki etkilerini
konuşmak bile çocuğunuza duygu olarak çok şey katacaktır.
·
Çocuğunuzun duygularını dikkate alın. Hangi
duygusunu ifade ediyorsa, o duygusunu istediği şekilde yaşamasına fırsat verin.
Başkasının alanına girmediği, başkasına ya da kendine zarar vermediği sürece
duygusunu yaşama tarzına müdahaleye etmeyin. Duygusunu ifade edebilmesi için
oyuncaklardan, boyalardan, oyun hamurlarından ya da farklı materyallerden
yararlanabilirsiniz.
·
Duygusunu ifade ederken çocuğunuzun sizi
yönlendirmesine izin verin. İfade ettiği duygu yargı ve eleştiri ile
karşılaşırsa; çocuğunuz kendini kapatır ve ifade etmeyi tercih etmez. Çocuklar
duygularını yetişkinler gibi ifade etme düzeyinde olmadığı için istediği
şekilde gösteremediğinde, bazen dolaylı yollarla ve uygun olmayan davranışlarla
göstermeyi tercih ederler. O nedenle davranış ya da tutumunun altında yatan
duyguyu anlamaya çalışın. Bazen o davranışın altında düşündüğünüz nedenlerden
farklı bir duygu olduğunu görebilirsiniz. Ruhsal kırılmalar duygu boyutunda
başlar. Davranış problemlerinin bir kısmının duyguların dikkate alınmaması ve
duygularını uygun yollarla ifade edemeyen çocuklarda olduğu
gözlenmektedir.
·
İfade edişi ya da dışa vurum şekli bazen
beklediğiniz gibi olmadığında hemen paniğe kapılmayın. Her dışavurumun altında
beklenmedik bir durum olmayabilir. Ancak çocuğunuzun ne anlatmaya çalıştığına
odaklanın. Bazen sadece rahatlama bazen de bir ihtiyacını ifade etme isteği
olabilir. Gerekli görürseniz bir
uzmandan bu konuda destek alabilirsiniz.
Küçük yaşlardan itibaren duygu gelişimini
önemsemek, çocuğun ruh sağlığı için bir yatırım olacaktır.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder