8 Eylül 2013 Pazar

Pozitif Psikoloji- Pozitif Eğitim



Size son dönemde üzerine okuduğum ve araştırdığım konu olan Pozitif Psikoloji ile ilgili bir yazıyı olduğu gibi sizlere aktarıyorum.




















































Pozitif psikoloji, toplumsal düzeyde, toplumsal ve örgütsel vatandaşlık, sosyal sorumluluk, toplumsal empati, diğergamlık, toplumsal hoş görü ve iş etiği gibi konularla ilgileniyor. Böylelikle PP'nin üç ayağı kabul edilen, pozitif deneyim ve duygular, pozitif özellikler ve pozitif kurumlar bağlantısı kurulmuş oluyor. İndirgemeci bir yaklaşımla, cesaret, insalcıllık, adillik, esneklik gibi pozitif özellikler; iyimserlik, umut, yaratıcılık, öz yeterlilik gibi pozitif deneyim ve duygulanımlara yol açıyor. Bu deneyimler de aile, eğitim, iş yeri ve toplumların esenlik ve verimliliğini olumlu etkiliyor. 
Başka bir deyişle, pozitif kişilik özelliklerini keşfedip, bunları insanlarla etkileşimlerinde ve problemlerin çözümünde kullanabilmeyi öğrenen bireyler daha yoğun pozitif deneyim ve duygulanımlar yaşıyorlar ve bunun oluşturduğu sinerji de kurumların ve bir bütün olarak toplumların mutluluk ve esenliğini artırıyor. Bu ilişkiler ağını doğrulayan ampirik çalışmalar sınırlı olsa da geleceğe yönelik umutlar vaadediyor. Pozitif psikolojinin toplumsal ayağının daha kapsamlı irdelenebilmesi "pozitif sosyoloji, pozitif liderlik ve pozitif antropoloji" gibi konularda daha fazla açılım gerektiriyor. İnsan yetiştirme felsefesi ve yöntemlerindeki yeni arayışlar, eğitim kurumlarında da fakto olarak var olan kimi yaklaşımların genel bir şemsiye altında toplanıp sistematik olarak yeniden yorumlanmasını gerekli kılıyor. 
Bu genel şemsiye Pozitif eğitim olarak öneriliyor. Şüphesiz, eğitim özünde pozitif olmak zorunda. Pozitif eğitimin - klasik eğitim misyonundan farklı olan- temel ilkesi öğrenciyi "iyi" insan yapacak genel bir değerler aktarımından çok öğrencilerde zihinsel, duygusal ve fiziksel "ruh sağlığı" oluşturacak ortamların yaratılarak, akademik ve duygusal problemlerin bu problemler oluşmadan önce önlenebilmesi. Öğrencideki ve kurumlardaki " iyilik hâli" bu süreç bağlamında ortaya çıkıyor. 
Dolayısıyla eğitimde pozitif psikoloji uygulamaları; depresyon, madde bağımlılığı,kaygı, stres, şiddet, başarısızlık ve günümüzde gitgide önemi artan siberzorbalık gibi öğrenci ile ilgili olumsuzlukların antidozu olarak önemli bir etkiye sahip. 
Pozitif eğitimin akademik misyonu ise öğrencilerin nasıl öğrendikleri bağlamında ortaya çıkıyor. Pozitif eğitimin klasik eğitim metodlarından farklı yanı, sınıf ortamında ve bir bütün olarak okulda, bilinçli yöntemlerle olumlu duygu ve deneyimler oluşturmak. 
Pozitif psikoloji öğrencide öğrenmeyi hızlandıracak pek çok metod arasında okul ve sınıf ikliminin uyandırdığı olumlu duygulara dikkat çekiyor. Hangi gelişim döneminde olursa olsun öğrenci bilgiyi aldığı ortamda ne denli mutlu ise o denli kolay öğreniyor ve öğrendikleri kalıcı oluyor. Bu ilişkinin neuropsikolojik açıklaması, bilginin beyindeki işlenme süreci ile ilgili. 
Öğrencilerin öğrenirken zevk alıp mutlu oldukları, okula ve öğretmene güven duydukları ve kendilerine değer verildiğini hissettikleri sınıf iklimlerinde, limbik sistem duyumlardan aldığı ham bilgiyi kortekse ulaştırarak daha üst düzeyde işlenip anlamlandırma yolunu açık tutuyor. Eğer bilgi pozitif bir ortamda veriliyorsa limbik sistem bilgiyi pozitif olarak algılıyor ve bireyi ( bilgi kortekse ulaşmadan önce), motive olmaya, hareket etmeye, düşünmeye ve öğrenmeye hazır hale getiriyor. Olumlu duyguların, bireyi yaratıcı ve istekli hale getiren mesolimbik dopamin düzeyinde de artış sağladığı biliniyor. 
Öte yandan sadece hedonist kaynaklı amaca yönelik olmayan bir mutluluk deneyimi ya da duygusal mani'nin öğrenmeyi ne derece hızlandırabileceği de tartışma götürür bir konu. Bu durumda her ölçüm konusu olabilecek bilimsel yaklaşımda olduğu gibi PP'de mutluluk veya olumlu duygulanımın operasyonel tanımını yaparak bir açıdan kendini popüler kültür rüzgarlarından korumak durumunda. Öğrenme sonuçları açısından etkili olabilecek bir mutluluk deneyiminin şu sorulara olumlu cevap verebilmesi gerekiyor: 
Yapılan faaliyet ve öğrenme iklimi öğrencide ne ölçüde olumlu duygu uyandırıyor? 
Öğrenci yaptığı faaliyeti ne ölçüde anlamlı buluyor ve öğrenme faaliyeti aracılığıyla başkaları ile bağlantı kuruyor? 
Öğrenme faaliyeti öğrencinin öğrenme şekli ve güçlü özellikleri ile ne derece uyum içerisinde sürdürülebiliyor? Bu açıdan çoklu zeka, duyguyu " genişlet ve inşa et" ( broaden and built) gibi öğrenme metodları ile empati, övgü ve ödüllendirme ( nerede, ne zaman hangi sıklıkta,.. ), espri ( humor) gibi öğrencide olumlu duygulanım yaratacak etkileşim taktikleri, pozitif psikolojinin bütünlüğü içerisinde uygulandıklarında öğrenmeyi hızlandırıyor. 
Pozitif psikoloji, özellikle Kanada, Avustralya, Avusturya, Kuzey Avrupa ve Amerika'daki pek çok okulun müfredatında ve rehberlik hizmetlerinde- resmi eğitim politikaları ile de destek gören- yaygın bir eğitim sistemi olma yolunda hızla ilerliyor. Ülkemizde ise daha çok da fakto uygulamalardan bahsediliyor. Sistematik anlamda pozitif eğitim ve pozitif okullar ile ilgili bir referans modelinin, eğitimin tüm aktörlerine şu parametreler açısından esenlik sağlayabilmesi öngörülüyor. 
Okulların sosyal ve fiziksel çevresi, ( öğrencilerin ve eğitmenlerin kendilerini fiziksel ve duygusal açıdan güvende hissedecekleri fiziksel ve duygusal ortamların ayrıntılı tanımları) 
Öğretme ve öğrenme stratejileri ( öğrencilerin öğrenme süreçlerinde güçlü kişilik özelliklerini baz alan ve eğitim müfredatının yapılandırıcı ve ilerlemeci metodlarla bütünleştirildiği uygulamaların açılımı) 
Paydaşlarla ilişkiler ( okul aile işbirliği, PP ile ilgili aile eğitimleri, öğrenciler arasında mentörlük programları, öğrenci aile etkileşim mekanları gibi konuların PP ilkeleri doğrultusunda takibi) 
Okul politikaları ( pozitif psikoloji uygulamalarının her adımını destekleyip takip edecek okul politikalarının disiplin ve rehberlik yönetmeliklerinin açılımı ve veya yeniden düzenlemesi) 
Sonuç olarak, pozitif psikoloji, toplumsal esenlik açısından -sonuncu olmasa da- bir umut olarak gözüküyor. Ancak uygulamalarının başarısının. Konuya hakim eğitimli ve inanmış lider ve kadrolarla yürütülmesine bağlı olduğu da yadsınamaz. Aksi takdirde pozitif psikolojinin pollyanacılık yüzeyselliğinde  ele alınan de fakto uygulamalarla sınırlı kalacağını ön görmek pek de zor değil. 

Prof. Dr. Tülay Bozkurt 
Kültür Üniversitsi 






Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2