3 Ocak 2015 Cumartesi

Yeni Yıl Ağacından Çocuklar İçin Önerileri

Yeni bir yılı karşıladık üç gün önce. Herkese keyifle geçecek yeni bir yıl dilerim.

Taslak olarak hazırladığım yazılara bakınca, yeni yılın başlagıcında iyi gidebileceğini düşündüğüm bu yazıyı yayımlamaya karar verdim. Yeni yıl ağacımıza dilekleri astık, noel babanın almasını bekliyoruz. :)-

 Yeni yıl, yeni hayalleri, yeni kararları, yeni görevleri de beraberinde getirir. Bir şeyi sonlandırıp yeni bir şeye geçerken yeni başlangıçlar yaparız, kendimize ya da sevdiklerimize hedefler koyarız. Anne babalar için çocuklarımızla ilgili hayaller ya da hedefler hiç bitmez. Çocuklarımızı hepimiz çok seviyor ve onlar için ne varsa yapmak istiyoruz. Şanslılar ki; böyle anne babalara sahipler. Hal böyle olunca herşeyden öte çocuklarla ilgili gözlemlerimden yola çıkarak yeni yılda deneyebileceğiniz bazı önerileri sizinle  paylaşmak istedim.
Bu yıl çocuklarımızın duyarlı ve insani yönlerine katkı sağlayacak paylaşımlarla, ilişkilerine farklı bir anlam kazandırabiliriz. Ne demişler: "Ağaç Yaşken Eğilir."
İşte yeni yıl ağacı önerileri:
  • Çocukların duygularının farkına varmalarını hatta duygularını ayrımlaştırmayı öğretelim. Duygular önemli verilerdir bizim için. Karşımızdaki kişinin davranışını ya da düşüncesini onaylamasak da, her ne olursa olsun duygusunu kabul etmek durumundayız. Çocuk için her somut olay, üzerinde konuşmak için bir fırsattır. Ne kadar küçük yaşta başlarsanız o kadar alışkanlığı haline gelir.
(Bizden örnek vermek gerekirse; Bundan önce oğlumuzla, şimdi de 5 yaşındaki kızımızla çok küçük yaşlardan itibaren duygular üzerinden konuşmaya ve yaşananlarla ilgili kendimizi ifade etmeye özen gösterdik. Örneğin; "Şu anda bundan dolayı kızgınım, şu nedenden dolayı üzgünüm." gibi ifadelerle anlatmaya çalıştık. Zaman zaman "yalnız kalmak istiyorum biraz. Şimdi seninle oynamak istemiyorum." bile dedik. Yaşı itibariyle kendini bizim gibi ifade edemediği için duygusunu ona yansıttık: "İstediğin olmadığı için kızdın galiba." gibi başlayıp ardından açıklamalarımızı yaptık. Şimdilerde "size kızgınım"  gibi ifadeleri kullanarak kendini anlatmaya çalışıyor. Hatta "şimdi sizinle konuşmak istemiyorum" deyip kapısını yüzümüze kapadığında saygıyla karşılıyoruz durumu ve "ne oldu? ne oldu?" şeklinde yakasına yapışmadan o rahatlayana kadar rahat bırakıyoruz, bazen çok endişelensek de. Zamanla bu duygunun yanına duygusuna uygun davranışlarını da eklemeye başlayacak. Çünkü yaş olarak o olgunluk düzeyinde değil şu anda.  Ama duygusunu paylaştığında, aradaki iletişimi kaçırmamak için  " buna da kızılır mı canım?" gibi duygusunu küçülten ifadelerden kaçınarak saygı duymaya çalışıyoruz. 
Ne var ki bazen arkadaşlarına da "şu an seninle oynamak istemiyorum." dediğinde karşı taraftan çok arkadaşlarının annelerinin hemen müdahale ettiğini görüyorum. Kendi çocukları üzülmesin diye zorla oynatmaya çalışıyorlar. Ama gerilim artıyor ve ortalık bazen karışabiliyor. Ben çok müdahil olmadan kendilerinin çözmelerini istiyorum. Duygumuzu, duygularını ifade ettiklerinde karşılarından saygıyla kabul edilmesini bekliyorum.  Kendi gibi olmalarını ve duygularını, düşüncelerini başkalarını çoğunlukla memnun etmek için değil, samimi ve içten olarak paylaşmalarını hayal ediyorum. Çünkü bizim toplumun en büyük sıkıntısı bu; duygu ve düşüncenizi açıkça ifade ettiğinizde yara alıyorsunuz. Politik olmanız bekleniyor. Çocuklar da bir süre sonra görerek, duyarak, yönlendirilerek bunu öğreniyor. Dürüst olsunlar derken, nasıl yaman bir çelişkinin içine atıyoruz onları. Bu arada büyüğü sorarsanız, 11 yaşına girecek oğlumuzda cool ergen tavırlarıyla ortada dolaşmakta. Neyse çok uzattım devam ediyorum kaldığım yerden. ) 

  • Çocuklara kompliman yapmayı ve komplimanları kabul etmeyi de öğretelim.

  • "Hayır" diyebilme yanında isteklerini nasıl ifade etmeleri gerektiğini öğretelim.

  • Onu dikkatli bir şekilde dinleyelim ki o da etkin ve dikkatli dinlemeyi öğrensin. 

  • Empatiyi öğretelim. Birini anlaması için yardımcı olun. "Sana aynısı yapılsa ya da söylense sen ne hissederdin?" " Sen nasıl çözerdin?" gibi sorularla anlamalarına yardımcı olalım.

  • Kendi aralarında yaşadıkları sıkıntılarda gözlemci olalım. Bizlerin anne baba olarak görevi kapı aralayıcı olmak. İhtiyaç duyduğunda orada yaslanacak bir omuzun olduğunu, konuşacak bir ebeveynin olduğunu bilmesi. Çocuklar daha uygun çözümler bulurken bazen yetişkinler çocukların kendi aralarında yaşadıkları olaylara kendi bakış açılarını katarak ve kendi yöntemlerini aktararak işi daha da zorlaştırdıklarını farketmiyorlar. Şu nokta önemli ki, çocuklar bizim yetişkin olarak bildiğimiz kavramlarla hareket etmezler, bizler onların yaşadıklarını, tavır ve davranışlarını yorumlarız. Esas tehlikeli olan da budur. "Bana ihtiyacın var mı? Hangi konuda ihtiyacın var? Sana nasıl yardımcı olabilirim?" diyerek objektif kalabilirsek, becerileri kuvvetlenecek hatta ilişkileri güçlenecektir.

  • Birileri için yardım ya da iyilik yapmasını isteyebilirsiniz. Maddi olarak bahsetmiyorum. Yardıma ihtiyacı olan birine küçük bir destek bile vicdan gelişimine, empatiye, duyarlılığa, değer vermeye çok katkı sağlayacaktır. Prof. Dr. Acar Baltaş bir konuşmasında " her hafta bir akşam yemeğinizi buna ayırın." diye önermişti. " Bu hafta kime, ne iyilik yaptık?" üzerinde durmanın önemini vurgulamıştı. Gerçekten anne baba olarak sizin yaptıklarınızı görmeleri, onları teşvik etmek bu açıdan çok işe yarıyor.
"Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez." sözünden hareketle bu yıl kendimiz ve kendi yakın çevremizden yola çıkarak değişimleri sağlayalım, ne dersiniz? Eğer çocuklarımıza kendilerini, duygularını tanıma ve yönetebilme becerisini verebilirsek, toplumun da insani olarak olumlu yönde değişimine katkı sağlayabiliriz.


Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2