Uçakla sabahın erken
saatlerinde Kayseri’ye uçtuk. Kiraladığımız araba ile yaklaşık bir saatte
Avanos tarafındaydık. Avanos’ta Sofa Otel’e yerleştik. Sofa otel yöresel bir
köy evi kıvamında son derece sıcak ve temiz bir mekandı. Otele yerleştikten sonra Kızılırmak kenarında ördekleri seyre
dalarak keyifli bir yöresel kahvaltı ile güne başladık.
Zelve Vadisi’nde bizzat kendisi rehberlik etti bize. Bir rehberi
dinleyerek oraları gezmek bir başkaymış
meğerse. Bazı yerleri doğal aşınmalarla çökmüş, bazı yerleri koruma altında
olan Zelve, sade, sessiz ve sakindi. Beraber çok da güzel gözleme yedik Zelve Vadisi kenarında.
Gezimize Avanos ve Uç
Hisar Kalesi’nden sonra Göreme Açık Hava
Müzesi, Ürküp, Kaymaklı Yer Altı Şehri ile devam ettik. Keyifle ve koşturmadan
gezdik. Şu ana kadar pek çok kere görsem de sanki ilk defa görüyormuş etkisini çok hissettim kendimde. ben görmüş olmama rağmen bu kadar etkilenerek geziyorsam tabi ki, çocuklar için çok daha etkileyiciydi. sürekli sorular sordular, yolda sürekli öğretmencilik oynadılar, hikayeleri dikkatle dinlediler. Çocuklarla gidilebilecek her
yere gittik. Hiç de bizi yormadılar ve zorlamadılar. O doğal yapıların içine oluşturulan yaşam
alanları çok ilgilerini çekti. Mağaralar ve insanların bu taş yapıların içerisinde özellikle yer altı şehrinde nasıl yaşadıklarını görmek onlar için inanılmazdı. Yolda gördükleri develerle bile eğlendiler. Havanın oksijeninden ve gezinin enerjisinden sürekli acıktılar. Böylelikle de yerel çay bahçeleri de dahil pek çok yere oturup yeme-içme molası verdik. Ürgüp’ün kasaba meydanındaki çay bahçelerinde oturup çayla kabak çekirdiği bile çıtlattık.
Avanos’ta Sultans Ceramic’te çanak çömlek yapımını
seyrettik. Çömlek ustalığının, nesilden nesile geçen bir meslek olduğunu
aktardılar, yapımını gösterirken. Şu anki usta ailenin son ustasıymış.
Kendi çocukları
başka meslekleri seçtiği için kendinden sonra yetişen usta olmadığını, çömlek ustası olabilmek için 6 sene gibi bir süre eğitim almanız gerektiğini
belirttiler. Uzun ve meşakkatli yöreye özel bu mesleğin yavaş yavaş azaldığını
duymak beni üzdü açıkçası.
Kaymaklı yer altı şehrini bize gezdiren yerel rehberimiz
Mustafa Amca, hem oradaki yaşantısından da örnekler vererek hem de uzun yıllara
dayanan hatta orada zamanında çalışan arkeologlardan da zenginleştirdiği bilgileriyle, şehri en ince ayrıntısına kadar muhteşem anlattı. Çok zarif bir
insan. Onunla bizi buluşturduğu için Erkan’a tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.
Kapadokya’nın doğal tarihi yerleri dışında Ürgüp’te Turasan’a uğrayıp şarapları tatmadan olur mu? Turasan’ın sahibi Hasan Bey ile çok keyifli
bir sohbet eşliğinde harika şaraplarından yudumladık. Yörede yetişen üzümlerle üç kuşaktır bu işin içinde başarılı bir iş çıkarıyorlar. Şaraplar, üzümler, bağcılık konusunda değerli bir sohbetti.Teşekkürler Hasan Bey.
Göreme Açık Hava Müzesi ve içinde yer alan "Karanlık Kilise" beni etkileyenlerden bir başkasıydı. O kilisenin içinde görevli kişi, gezerken aynı zamanda oranın yerli halkından olarak bize kendince Karanlık kilise ile ilgili bilgilerde verdi. Yerli ya da bazı yabancı turistlerin gezerken,gezdikleri yerlere saygı duymadan, cahilce gezmelerinden ve tarihe zarar verecek tutumlar içinde bulunmalarından dolayı şikayet bile etti. Sahip olduğumuz cevherin farkında olmadığımızı belirtti. Göreme Açık Hava Müzesi'nin biraz dışında Tokalı Kilise var, orası da gezilebilecek bir başka tarihi yer. Akşam yemeği için Göreme’de bir başka durak
noktamızdı. Yemekleri lezzetli, ambiansı keyifliydi. Hoş bir konak olan Seten‘in
aynı zamanda oteli de mevcut.
Seten Restorant
Daha önceden gördüğümüz Derinkuyu, Ihlara Vadisi ya da Balon turuna çocuklar nedeniyle bu sefer çıkmadık. Balon turunun da keyfi bir başka, peri bacalarını kuş bakışı görmek ve o vadide gezmek isteyenlere, yüksekten korkmayanlara, biraz heyecanı sevenlere tavsiye edilir. Ihlara Vadisi'ni yetişkinler olarak boydan boya yürüyerek gezmek için başka sefere bıraktık. Vadi uzun bir vadi ve tadını aslında baştan sona güzelce bir yürüyerek çıkarmak daha tercih edilmeli bana göre. Derinkuyu Yer Altı Şehri Kaymaklı'ya göre daha uzun, aynı zamanda Kaymaklı'ya yakın. Rehberimizi her iki yer altı şehrinin orta bir yerde birleştiğini belirtti. Bir önceki sefer orayı gördüğümüz için bu sefer çocuklarla Kaymaklı'yı tercih ettik. Nasıl bir yaratıcılık ve zeka ürünü olduğunu, her ayrıntının nasıl düşünülmüş olduğunu görmeniz açısından gezilmeli.
Ben tarihi öğelerinden bir profesyonel gibi bahsedemeyeceğim çünkü oranın tarihini ezbere bilgiler dışında farklı ayrıntıları ile aktaran kişilerle gezdiğinizde etkisi bir başka o nedenle en azından belli yerleri gezerken yanınızda bir rehberinizin olmasını tavsiye ederim.
Gezilerimiz devam ettikçe, dilim döndüğünce kendi bakışımla size aktaracağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder