
Televizyon hayatımıza gireli beri insanların boş zamanlarını değerlendirişi de değişti. sanki televizyon olmazsa zaman dolmazmış gibi bir aymazlık içine girdik. şu televizyona ya da şimdilerde bilgisayara bu kadar bel bağlanmasına şaşırıyorum.
evet şu iki kutunun da çok faydaları var ama insanı körelten tarafları da azamsanamayacak kadar az değil. bunları hepimiz biliyoruz diye bu taraflarını anlatmaya girişmeyeceğim.
Yetişen çocuklara baktığımda hepimiz iyi eğitim alsın derken çocuklarımızın boş zamanlarını değerlendirebilme becerisini geliştirmesini geçiştiriyoruz. Onlara program oluşturuyoruz,etkinlikler yaratıyoruz. O programdan bu programa koşturuyoruz. Ancak kendi kendilerine kaldılar mı o anı nasıl geçireceklerini bilemiyorlar, o zamanı dolduramıyorlar. "En iyisi kısadan bilgisayar oyununa dalayım ya da T.V.'yi açayım" oluveriyor. Çünkü ya boş kalmıyorlar ya da biz sorumlu ebeveynler hemen o anı onun adına dolduruveriyoruz. Çocuk hem tek başına kaldığında hem de boş kaldığında yaratamıyor ya da bir şey üretemiyor.
Benzer şeyleri ben de oğlumda yaşıyorum. Kendi kendine kaldı mı ne yapacağını bilemiyor nasıl oynayacağını ya da zamanı nasıl dolduracağını. Son zamanlarda hiç istemediğim halde okuldan gelir gelmez televizyona yöneliyor. Evde karşılıklı bir arbede yaşıyoruz. Televiyonu açıcaksın açmayacaksın.
Okula başlayana kadar televizyon ve bilgisayar olması gerektiği kadar yaşamının içindeydi. Hatta Psp bile almadık. Ama sosyalleştikçe televizyon-bilgisayar kültürü olmayacak şekilde artmaya başladı. Teknolojiye karşı değilim ancak gerektiğinde ihtiyaç ve gelişim doğrultusunda kullanılması taraftarıyım. Ayrıca her canı sıkıldığında çocukların önüne ışıltılı bir meyve tabağı gibi sunulmasına da karşıyım. Tabi ayrıca bu konudaki rol modeller de çok önemli. Bizim de boş zamanımızı nasıl değerlendirdiğimiz de çocuk için bir örnek teşkil ediyor.
Bir de şu çocuk kanallarındaki değişik kılıklara giren sürekli savaşan, çatışan, güç gösterilerinde bulunan kahramanların olduğu çizgi filmlere de takığım.Bu çizgi filmlerde üstün yetenekleri olan kahraman çocuklar, sürekli insan olmayan, garip yaratıklarla savaşıyor. Hep bir kazanma, yenme mücadelesi var. Bırakın yaratıcılıklarını geliştirmeyi ya da hayal dünyalarını, çocukların ego'larıyla da ciddi bir şekilde oynandığını düşünüyorum. Kendini ispat etme, var etme, gösterme döneminde olan 4-7 yaş arası çocukları düşünürsek, bu kahramanlara benzeme, onlar gibi davranma, onlar gibi kahraman olma istek ve hayalleri daha da artıyor. bu nedenle gerek gerçek yaşamda gerekse çocuk filmlerinde sunulan rol modeller, idoller çok önemli. Çünkü bu kahramanlar gibi olunamadı mı hayal kırıklığı artıyor. gerçek ve hayal birbirine karışıyor. Ben demiyorum ki, kahramanları olmasın ya da çizgi film seyretmesinler ya da herşey gerçekçi olsun,hiç gerçek dışı olmasın. Ancak çocuklara sunulan her malzemenin ister yazılı ister görsel çocukların hayal dünyasına, yaşlarına uygun olması yanında kendi içlerinde özümseyebilecekleri hatta zihinlerinde daha da geliştirebilecekleri şekilde olması önemli.
Bolt çizgi filmini seyredenler bilirler. Bolt aslında doğa üstü güçleri olan bir kahraman olmadığını öğrendiğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşar ve arkadaşlarının sayesinde gerçek yaşama ayak uydurup, kendini tanır. bence işte çocuklarımızda, ister kız olsun ister erkek, şu son dönemde sunulan çizgi filmlerle kendilerini Ben 1o ya da bakugan ya da Samuray Jack zannediyorlar. ancak ebeveyn olarak bu çizgi filmlerin onların hayal dünyasını nasıl etkilediğini sorgulamalıyız düşüncesindeyim.
Kafamdaki bir kaç şeyi bir arada yazdım ama sözün özü, çocuklarımızın biraz da olsa can sıkıntısını yaşamasına izin vermek ki kendi zamanlarını kendi kendilerine doldurabilmeyi öğrenebilsinler. Her eteğimize yapıştıklarında onların zamanını dolduracak asistanlar olmamak. Birazcık can sıkıntısından bir şey olmaz. Ve en önemlisi televizyon ya da bilgisayar gibi makinalari her an sunmamak.
evet ülkemiz de ya da şehrimiz İstanbul'da park bahçe sayısını kişi başına bölersek neredeyse yok denecek kadar az ancak bulabildiğimiz her fırsatta doğa ile içiçe olmalarını sağlayabiliriz. En yaratıcı ortamlardan biri parklar ve bahçeler diye düşünüyorum. Şunu da anlamıyorum: insanlar çocukları için bahçeli sitelere taşınıyor ancak her bu tür bir siteye gidişimde etrafta çocuk göremiyorum ya da az görüyorum. Bu tür bir fırsatınız varsa, çocukları muhakkak ya da her fırsatta açık havada doğa ile iç içe olmasına fırsat vermeliyiz.
Ben hatırlıyorum da, bahçede çamurdan köfte yaparken, arkadaşlarımla ip atlarken ya da salıncağa binerken çok mutluydum ve şimdi geriye dönüp baktığımda çok güzel şeyler hatırlıyorum. Acaba şimdiki çocuklar çocukluklarına dair ne hatırlayacaklar çok merak ediyorum.
Sevgiler
1 yorum:
Peki biz nasıl kurtaracağız TV ve bilgisayar karşısında "zaman öldürmekten"? Şahsen bu aralar büyük bir efor sarfederek karşılarından kalkabiliyorum bu iki kutunun. Rol model olabilecek kapasite göremedim kendimde hiç...
Yorum Gönder