6 Nisan 2012 Cuma

ANNELİK DENEYİMLERİM-1




İnsanlar mesleğim ile anneliğimin arasında her zaman bir ilişki kurmaya çalışıyorlar. Ancak kapıdan girdiğim an,  ben de bir anneyim ve duygularımın devreye girdiği, profesyonel bakış açımı kapının dışında bıraktığım başka bir zaman dilimi başlıyor. Zaten mesleki rolün evde de devam ettiğini düşünsenize ne kadar samimiyetsiz olurdu. Orada ben de sıradan bir anneyim ve duygusal yönümle ve sezgilerimle hareket ettiğim bir başka ben var, tabi ki bildiklerimin yaklaşımım üzerinde bir etkisi vardır. Dolayısıyla hata yapma payım da var. Hata yapmama üzerine kurulu bir mantığın tehlike sularda yüzmek gibi bir şey olduğunu düşünüyorum.  Her neyse…
Sizinle çocuklarımla olan bazı deneyimlerimi belki fikir verir düşüncesiyle paylaşmak isterim. Her zaman çocuklarım benim için öncelikli olmuştur ve programlamamı da onlara göre ayarlamaya çalışırım. İlk çocuğum olan oğlumda işten döndükten sonra birlikte zaman geçirmek adına çok şey yaptık. Yatana kadar dolu dolu her anını beraber geçirdik. Ta ki,  ikinci çocuğum olan kızıma hamile olana kadar. Tabi bu arada anneanneler, babaanneler de boş durmadı. İkinci bebek geldikten sonra fark ettim ki, kendi kendine vakit geçirmekte, oyun kurmakta zorlanıyordu, oyun oynamak ya da vakit geçirmek için yanında hep birilerinin olmasını istiyordu, birinin oyun kurmasını tercih ediyor ya da ne oynaması gerektiğini söylemesini…  “Canım sıkıldı”, “anne ne oynayayım?”diye ortalarda dolanıyordu.  Zamanını dolduramayınca da o güne kadar ilgisini çekmeyen televizyon ya da PSP’ye dadanmaya başladığını gördüm. Mutlaka bu durumu etkileyen pek çok faktör vardı, olayı tek başına değerlendirmek yanlış olur. Cinsiyetten cinsiyete kendi kendine oyalanma becerisi değişebilir, ailede yaşanan bir değişim etkileyebilir, ilgi istediği için yanında birinin olmasını isteyebilir, nedenleri duruma genel olarak bakarak çoğaltabiliriz. Bizdeki durumu gözledikten sonra kendime dönüp çok düşündüm, çevremdekilerle konuştum, kendi anneliğimi gözden geçirdim. Yeni kardeşi bir tarafa bırakın, çocuk haklıydı aslında; o ana kadar ben, onunla vakit geçirmek adına belki de çocuğun da önüne geçercesine zamanını doldurmuştum. Canının sıkılmasına çok fırsat vermemiştim. Biraz armut piş ağzıma düş yapmıştım. Onun da kendi adına “ne istiyorum?”; “ne oynasam acaba?” gibi kafa yormasına ya da odasında kendi kendine oyun yaratmasına hiç ihtiyaç olmamıştı. Sadece ben değil, çevresindeki diğer insanlar da bunu yapmıştı. Çünkü çok sevdiğimiz için onunla olan her anı en iyi şekilde geçirelim istiyorduk. Dolayısıyla da bir anda yeni bebekle beraber onun da yaşamında oluşan değişimle, tek başına zaman geçirmek zorunda kalınca ne yapacağını, nasıl yapacağını bilememesi çok normaldi. Bu durum kızgınlığını daha da artırmıştı ve olumsuz duygularını bize yöneltmesine sebep olmuştu. Çünkü değer görmeme duygularıyla eşleştirmişti.
Çocuklarla vakit geçirmek önemli ancak çocukların da her anını kaliteli zaman geçirmek adına adım adım doldurmak değil, onların da kendi kendilerine zaman geçirmesine fırsat vererek…  Oyunu onların yaratıcılıklarına bırakarak, oyun kurmalarına fırsat vererek, bazen canlarının sıkılmasına müsaade ederek bazen de bir şey bulamayınca o duyguyla biraz kalmasına razı olarak. Biz de şimdi bunu yeniden yapılandırıyoruz. Beraber zaman geçirmek yanında bireysel olarak bir şeyler yapmaya vakit ayırmaya çalışıyoruz.  Tabi bireysel zamanlarda ne yapacağı ile ilgili olarak biraz yol gösterici olmak, sorularla yönlendirmek önemli. Çünkü bu zamanı bir anda kendi kendine değerlendiremeyebilir. Bu konuda yol kat ettiğimizi düşünüyorum, artık  kendi kendine odasında daha uzunca vakit geçirebiliyor.
Temelde samimi olarak sevginizi verdikten ve yaptıklarınızı içtenlikle ortaya koyduktan sonra, hataların ya da olumsuzlukların daha kolay tolere edilebildiğini biliyorum. O yüzden belki de en büyük tavsiyem, ebeveyn olarak kendinize de hata yapma payı bırakmanız, bu pay bırakılmadığında sonucu hem ebeveyn hem de çocuk için daha istenmeyecek şekilde yaşanabiliyor.

Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2