Anne babalıkla ilgili bir sürü yayında ya da deneyimlerin paylaşıldığı yazılı alanlarda, mükemmel anne babalık ile ilgili verilen tavsiyeleri okuyorum ya da dinliyorum. Bugün yazdığım bu yazı biraz sitemle dolu olabilir. Ama yazmadan edemeyeceğime karar verdim. Herkesin deneyimlerini, bildiklerini paylaşması ve tavsiyelerde bulunması çok güzel. Ben de dahil pek çok insanın paylaşımı sevdiğini biliyorum. Ve bu paylaşımları takdir ettiğimi belirtmeliyim. Ancak sınırsızca yazılan çizilen ve paylaşılanların, performansın bu kadar değerli olduğu, son dönemin hastalıklarından olan "mükemmelliyetçi" yaklaşımları beslendiğine ve ebeveynler arası kıyaslamalara neden olduğuna tanık oluyorum. Ben bile bu işin eğitimini almış ve yıllardır bu işin içinde çalışan bir kişi olarak, bir yorumda bulunurken olabildiğince temkinli yaklaşırken, işin dışındaki insanların fütursuzca aktarımlarını şaşkınlıkla izliyorum.
Son dönemde anne babaların, mükemmel ebeveynler olması konusunun suni bir şekilde pompalandığını görüyorum. Ebeveynlerin yemekten içmeye, çocuklarının zihinsel, sosyal , fiziksel gelişimleriyle ilgili herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmelerini, çocuklarını nefes almadan etkinlikten etkinliğe götürmelerini, en'leri olan çocuklar yetiştirmek için herşeyi düşünerek adım atmalarını, çocukları adına şimdiye geleceğe dair herşeyi
planlamalarını gerçekten takdir ediyorum. Ama bu durum bir noktada çocukların hiçbir şey düşünmesine, canlarının sıkılmasına, ihtiyaçlarının ne olduğunu farkedebilmelerine, bir şeyler için çaba sarfetmelerine veya mücadale vermelerine hatta hayal kurabilmelerine fırsat bırakmıyor. Anne babalık, çocuğumuz için elimizden geleni karşılıksız yapmak demektir, büyük bir özveridir. Sonucunu anında alamayacağımız, çok uzun soluklu yaptığımız bir yatırımdır. Neye yatırımdır?
"Çocuğumuz için mi, onun olduğu şey için midir yapılanlar? Bu soru kafamı hep sorgular. Biz de eşimle iki çocuk büyütüyoruz. Ve evet son dönemde bir çocuk yetiştirmek çok kolay değil. Bazen onlar için yaptığımız şeyin çocuklarımız için olmadığını farkediyoruz. Onlar için iyi geleceğini düşünerek yaptığımız şey aslında onlar için iyi ya da olması gereken şey olmuyor. Belki de yapılan karşı tarafın ne istediğine ya da hissettiğine bakmadan ebeveyn olarak bizi tatmin etmekten öteye gitmiyor.
Çocuğumuz hiçbir şey kaçırmasın, herşeyi deneyimlesin, görsün yaşasın, herşeyi yapabilsin, hiçbir şeyden eksik kalmasın düşüncesi ebeveynleri yiyip bitirebiliyor. Hiç bir şeyin %100 kontrolünü sağlamak mümkün değilken, hiçbir şeyi kaçırmamaya çalışmak ebeveynler üzerinde nasıl bir yük yaratıyor? Bu kontrolü sağlamanın getirdiği baskı içerisinde çocuğunuzla geçireceğiniz zamanın zevki nasıl çıkabilir ki? Herşeyi “mükemmel” yapalım derken; esas ihtiyacın ne olduğunun göz ardı edildiğini ve esas olan "çocukların" gözden kaçtığını düşünüyorum. Çok özür dilerim ama mükemmel anne babalar olma kaygısının çocuğa iyi gelenden öte yetişkinlerin kendi performanlarına ait bir kaygı olduğunu görmek beni üzüyor. Çünkü her alanda olduğu gibi; ebeveynler arasında da bir yarış ve rekabetin olduğu bu zamanda çocukların bu ebeveynlik yarışına alet edilmeleri, doğal gelişimlerini gösterebilmeleri açısından ne kadar sağlıklı olabilmektedir?
Anne babalara soruyorum
ve kendilerine sormalarını istiyorum: “Çocuğum adına yaptığım şey, onun gerçek
ihtiyacı mı yoksa benim ihtiyacım mı?” Buna vereceğiniz cevap aslında sizin anne
babalık yolunda rotanızı belirleyecek bir kılavuz diye düşünüyorum. Her ilişki her birey kadar kendine özgü ve orjinaldir. Anne baba olarak çocuğunuzu ya da onunla olan iletişimi en iyi siz bilirsiniz. Hislerinize güvenin. Tıkandığınız ya da tereddüt ettiğiniz noktada güvendiğiniz kişilerden destek almak kadar doğal bir şey yoktur ama orjini unutmadan.
Varsın bazı şeyler yamuk olsun, yeterince iyi olmasın.
Rahat olun, anne babalar, iyi bir anne baba olmak için
kaygılanıyorsanız zaten çoktan iyi bir anne babasınız demektir. Sevgi, yapmak istediğiniz her şeyden daha
değerli. O yüzden çocuğunuzla anın keyfini çıkarın. Beraber günü yaşayın ve o an'ın, paylaşımlarınızın farkına varın. Paylaştıklarınızın niteliği niceliğinden çok daha değerlidir. Mutluluk da bu değil midir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder