Bu aralar içimden bir şey yazmak gelmiyor. Kendimi zorluyorum ama bir şey çıkaramıyorum
zihnimden. Ya çok yoruldum ya da herşeyi kendi haline bıraktım.
Son dönemde yaşananlardan sonra neye, kime yazacağım ki
olmuşken dün yaşananlar daha bir içime oturdu. Çünkü ülkemizde her hangi bir
canlının kıymeti ve önemi yokken ne anlamı olacak ki düşüncelerimi yazmamım diye
düşündüm. Gerçekten içim parçalanıyor. Toplumcu bir tarafım var. Sadece mesleki
olarak değil, aileden de gelen bir bakış açısıyla bu ülkede yaşanan bazı
şeylere kayıtsız kalamıyorum. Hiç bir şey olmamış gibi davranamıyorum. “An’ı yaşa!”
yönlendirmeleri artık çok boş geliyor. Çünkü
bu dünyada gerçekten gönülden yaşamasını istediğim kendi iki çocuğum gibi bir
sürü çocuk var. Nerede, nasıl
yaşayacaklar, nasıl bir gelecek onları bekliyor? kaygılanmadan edemiyorum.
Beni bu kaygıdan öte
son dönemdeki duygu durumu ve
düşünce yapısı çıldırtıyor. “Yaşanan yaşanıyor
“ biz ülke olarak hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam ediyoruz. Son dönemde
yaşananların yenilir yutulur tarafı yokken, herşey ne kadar normalize edilmiş,
konsantre bir şekilde ve duyarsızca
devam ediyor. Bir iki sosyal medyada
düşünceler paylaşılıyor, tepkiler veriliyor sonra yola devam.
Dün Suruç’ta yaşananlar ilk değil ki! Bundan öncede
yaşadık, hala yaşıyoruz ve böyle giderse yaşamaya devam edeceğiz. Sadece fiziksel bir şiddet değil,
düşüncelerimize zihinsel ve duygularımıza da duygusal şiddet
uygulanıyor. Örselenen bir toplum olarak daha da örselenmeye izin veriyoruz. Sanırım
daha da vereceğiz. Çünkü psikolojik
olarak da bu böyledir. Kurbanların
kendilerini istismar ettirmeye devam etmeleri gibi, katilin öldürmeye devam
etmesi gibi. Ta ki, biri durduruna kadar…
Bu bireysellik devam ettikçe, bu kapitalist bakış açısı
devam ettikçe bu örselenmede devam edecek. Zorbalık toplumun içindeyken
okullardaki zorbalıkla baş etmekten bahsetmek çok komik olacaktır. Seyirciler
seyretmeye devam edecek , kurbanlar zorbalığı
yaşamaya devam edecek, zorbalar da daha da güçlenerek şiddete devam edecekler.
Sabahat Önen’in bir gönderisini sizinle paylaşmak istiyorum.
Suçlar Nasıl Azalır?
Eski Atina’nın büyük
hukukçusu Solon’a, suçların nasıl önlenebileceği hakkında fikri sorulmuştu.
Solon şu yanıtı verdi:
“Ne zaman kendisine
karşı herhangi bir suç işlenmemiş olanlar, hırsızlığa ve suça maruz kalanlar
kadar tepki gösterirlerse işte o zaman suçlar önlenir ve azalır.”
İşte bu toplumdaki asıl mesele bence budur!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder