Trafiğe
çıkıyoruz, birbirinin önüne arabayı kırarak giden şürücüler, bir yerde sıranızı
beklerken önünüze atlayan, kendi işi hemen hallolsun diye görevliyi gerekirse kendisi için sistemi değiştirmeye zorlayan kişiler, istediği şekilde
olmadığı için sık sık ortam, mekan değiştiren çalışanlar gibi pek çok olayla karşılaşmıyor muyuz?
![]() |
| Image from heyjamie.com
Diğer yandan çevremizde hepimizin de
gözlediği gibi benim de tanık olduğum, bire bir yaşadığım bir dolu tavır sayabilirim. Hiç zaman tanımadan, her
şeyin istedikleri an ve şekilde olması isteyen, “hemen.”, “şimdi”!.”bana” ya da buna benzer dillerden düşmeyen ifadeler duyuyorum.
|
Sabırı
kaybettiğimiz bir dünyadayız.
Düşünüyorum
da; ne zaman sabredemeyen, bekleyemeyen, sebat gösteremeyen bir insan
topluluğu olduk? Ne zaman çocukça bir
dürtüsellikle “hemen olsun., “şimdi hallolsun!”, “çabuk değişsin.” gibi öz denetimsizlikle
hareket eden bir yapıya büründük?
Hemen her yerde bir el çabukluğuyla işler beklediğimiz şekilde halledilsin
istiyoruz. Sonuç ya da istediğimiz şey, olmadığında ciddi mutsuzluklar yaşıyor
ve yaşatıyoruz. Sadece trafikte ya da bir kamu dairesi gibi ortak alanlardaki
süreçlerde değil, insan faktörünün devreye
girdiği her yerde olduğu gibi eğitim ortamlarında bile istediğimiz çabuk
karşılanmıyorsa, bu süreci olumsuz etkileyecek yaklaşımlar gösterip, belki kıyafet
değiştirir gibi çocukların okullarını değiştiriyor, onları da oradan oraya
sürüklüyoruz. Olmadı bu, olmadı burası…
Sonrasında
bu çocuklar büyüyüp birer yetişkin olduklarında bir işte tutunamayan,
istedikleri gibi olmadığında sık sık iş değiştiren, tatmin olamayan, hemen
mutsuzluğa düşen, sebat gösteremeyen, hemen sıkılan kişiler olmuyor mu?
Hepimizin
kendisini dünyanın merkezinde görmesi ve böyle yaklaşılmasını istemesi gibi
hezeyanlı durumlar mutluluk getirir mi?
Sabır
kelimesinin anlamına baktığımda; “Sabır, ya da dayanç, zor koşullar altında
cesaret ve metanetini yitirmeme duygusudur. “ diye geçiyor sözlüklerde. Türkçedeki sabır kelimesi Arapçadaki (
صَبرْ sabr) kelimesinden geliyor.
Wikipedia tanıma eklemede
yapıyor: “Sabırlı insan uzun süreli gecikmelere ve tahriklere rağmen moralini
bozmadan yoluna devam eder veya beklemesini sürdürür. Sabırsızlık genellikle
çocuksu bir nitelik olarak düşünülür. Sabır yetişkinliğin en önemli
bileşenlerinden biridir.
Ralph Waldo Emerson Amerikalı bir yazar ve şairdir ve bana ilham veren bir sözü vardır: "Doğanın hızını benimseyin: onun sırrı sabırdır." der.
Sabır aslında üzerinde
durulması gereken bir kavram olarak;
kişinin bireysel yapısından, yaşadığı fiziksel koşullara, kadar pek çok faktörden
etkilenir.
Sabır, yetişkin bir insandan
göstermesi beklenen bir tutumsa, o zaman biz toplum olarak da daha yetişkin
evreye geçememiş bir çocuk yapısındayız diyebilir miyiz?
Çocukların model aldığı, en
büyük ve önemli kahramanları ebeveynleri, bu sabrı gösteremezken çocuklardan sabırlı
olmalarını beklemek nasıl bir durum ? Bu aralar sabırsız çocuklarından dolayı
sitemkar çok anne baba duyuyorum ve dinliyorum. Bu durum ciddi çelişkili bir
durum değil midir?
Eğitim,
psikolojik, sosyolojik alanları ilgilendiren süreçlerde ya da kısaca insani
olan her şeyde “hemen, şimdi, bana”
bakışı çok kalp kırabilir. Çünkü bu alanlardaki ilerleyiş, yol alış bir
süreçtir, Kişilerin yaklaşımlarına ve çevresel şartlara göre de zaman alır. Kişilerin
gelişimsel hızı da yaşanan durumda çok önemlidir.
Maalesef öncelikle eğitim,
psikoloji böyle sabırla işlemeniz ve beklemeniz, gözlemeniz gereken alanlardır.
İşte size sabırla üzerinde
düşünebileceğiniz bazı öneriler. Hiç değişik bir şey yok. Temcit pilavı gibi
her yerde duyacağınız ama hep yineleyebileceğimiz öneriler bunlar.
·
Çocukların gelişim süreci, birinci derecede ebevenylerin
sorumluluğundadır. Çünkü çocuğun anne ve babası ile doğduğu andan itibaren
kurduğu ilişki ve etkileşimi hayatının en belirleyicisidir. Çocuklarımızın öyküneceği
kişiler olabilmemiz çok önemli. Çocuğumuzu nasıl görmek istiyorsak öyle bir
örnek olabilmeliyiz. Hayatın her alanında çocuğunuzu da gözeterek tutumlarınızı değerlendirmenizde fayda var. Bizim
yapamadığımız bir şeyi çocuklarımızdan bekleyemeyiz.
·
Uzun vadeli ilişkiler kurabilmek ve yaşamla başedebilmek için tepkilerimizi değiştirmemiz önemlidir. Daha sakin
bir yaklaşımla çocuklarda özdenetim becerilerini, dürtü kontrolünü geliştirecek
tutumlar üzerinde olmalıyız. Sinir bilimciler de bu konuya şöyle destek veriyor:
Beynimizin korteks bölgesi programlanmaya açık bir bölgedir. Bahsettiğimiz dürtü
kontrolü, özdenetim, muhakeme, düşünme, planlama gibi beceriler korteks de
gerçekleşir. Çocuğunuz doğduğu andan itibaren kendine özgü genetik yapısı içerisinde
dış etkenlerin de etkisiyle belli
davranış ve tutumlar için milyonlarca bağlantı kurar. Bu bağlatıları beyininde
nasıl kodladığı önemlidir. Duygu kontrolü yapamayan bir kişi, zihinsel olarak
da her zaman sıkıntı yaşayacaktır.
·
Çözüm,
çocuğumuz ya da biz mutsuz bir durum yaşadıysak mutsuzluğumuza neden olan kişi
ve ortamı ivedilikle değiştirmek olmamalıdır. Böylelikle de çocuklara yanlış
bir mesaj vermis oluyoruz ki; bu durum da sağlıklı bir baş etme yöntemi
değildir. “Sıkıntı mı yaşadın hemen istediğin gibi herşeye vakıfım, değiştirebilirim!” gibi böyle bir mesaj ne kadar sağlıklı olabilir? Mutsuzluğumuzun
kaynağını ya da nedenlerini bulmak için konuyla ilgili kişilerle durumu
konuşmak, destek almak ve gerekenin yapılabilmesi için sabır göstermek
önemlidir. Davranış, duygu gibi süreçlerin girdiği durumlarda değişim hemen
olmayabilir. Bu da hiç bir şey yapılmıyor demek değildir. Değişim zaman
alabilir. Bu süreçte işbirliği kurmak önemlidir. Bazen de bazı durumların yaşanabileceğine
dair duruşumuz çocukları rahatlatır ve
onlar bizden daha kolay sürece adapte olurlar. Bizden bekledikleri ve gözümüzün
içine baktıkları tek şey, güven vermemizdir. O güveni hissettiklerinde çocuklar
daha esnek ve mücadelecidir.
·
Çocuklara
başlayıp sonunu getirebilecekleri sorumluluklar vermek de çok önemlidir. O sorumluluk
için çaba göstermesi, sona ulaşana kadar sabırla gerekeni yapması özgüveni de
geliştiren bir etki yaratır. Zorlandığı noktada çocuğunuzun başedebileceği bir zorluksa
yaşaması gelişimi için büyük katkı sağlar. Dirayetini artırır. Hemen
çocuğunuzun kendi sürecine müdahale etmeyin. O zaman kendi baş etmeye çalışmak
yerine sık sık bir zorluk karşısında birilerinin müdahale etmesini
bekleyecektir.
·
Çocukların
yaşına göre becerilerinin gelişiminde katkı sağlamak yerine sekteye uğratan, onların yapabileceği şeyleri “zaman yok,yavaş
yapıyor”, “istediğim gibi olmuyor”, “o daha yapamıyor.” “o halledemez ki!” gibi
bir yaklaşımla çocuğunuzun elinden almak ve onun yerine yapmaktır. O zaman “ben
beceriksizim” duygusunu geliştirmeniz içten bile değildir.
Sevgili anne ve babalar, çocuk eğitmek,
yetiştirmek ciddi bir sabır işidir. Becerileri gelişmiş, iyi eğitim almış, en
önemlisi merhametli, iyi kalpli, haklara saygılı yetişkinler olabilmeleri için
bu kadar emek vermeye çalışıyorsanız,bir sürü fedakarlık yapıyorsanız, bu
işi sabır duygusu olmadan yapamazsınız. Yaşamınızın
her alanında örnek modeller olmamız şu an yaşadığımız bir dolu sorunun çözümüne
katkı sağlayacaktır. Babam, “Çocuklar anne babalarının karesi kadardır!”
der.
Büyüklerimiz boşuna dememiş “Sabrın sonu
selamettir.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder