19 Haziran 2016 Pazar

Sabrın Sonu Selamettir!



Trafiğe çıkıyoruz, birbirinin önüne arabayı kırarak giden şürücüler, bir yerde sıranızı beklerken önünüze atlayan, kendi işi hemen hallolsun diye görevliyi gerekirse kendisi için sistemi değiştirmeye zorlayan kişiler, istediği şekilde olmadığı için sık sık ortam, mekan değiştiren çalışanlar gibi pek çok olayla karşılaşmıyor muyuz?
Image from heyjamie.com

Diğer yandan çevremizde hepimizin de  gözlediği gibi benim de tanık olduğum, bire bir yaşadığım bir dolu tavır sayabilirim.  Hiç zaman tanımadan, her şeyin istedikleri an ve şekilde olması isteyen, “hemen.”, “şimdi”!.”bana” ya da buna benzer dillerden düşmeyen ifadeler duyuyorum.
Sabırı kaybettiğimiz bir dünyadayız.
Düşünüyorum da; ne zaman sabredemeyen, bekleyemeyen, sebat gösteremeyen bir insan topluluğu olduk?  Ne zaman çocukça bir dürtüsellikle “hemen olsun., “şimdi hallolsun!”, “çabuk değişsin.” gibi öz denetimsizlikle hareket eden bir yapıya büründük?
Hemen her yerde bir el çabukluğuyla işler beklediğimiz şekilde halledilsin istiyoruz. Sonuç ya da istediğimiz şey, olmadığında ciddi mutsuzluklar yaşıyor ve yaşatıyoruz. Sadece trafikte ya da bir kamu dairesi gibi ortak alanlardaki süreçlerde değil,  insan faktörünün devreye girdiği her yerde olduğu gibi eğitim ortamlarında bile istediğimiz çabuk karşılanmıyorsa, bu süreci olumsuz etkileyecek yaklaşımlar gösterip, belki kıyafet değiştirir gibi çocukların okullarını değiştiriyor, onları da oradan oraya sürüklüyoruz. Olmadı bu, olmadı burası…
Sonrasında bu çocuklar büyüyüp birer yetişkin olduklarında bir işte tutunamayan, istedikleri gibi olmadığında sık sık iş değiştiren, tatmin olamayan, hemen mutsuzluğa düşen, sebat gösteremeyen, hemen sıkılan kişiler olmuyor mu?
Hepimizin kendisini dünyanın merkezinde görmesi ve böyle yaklaşılmasını istemesi gibi hezeyanlı durumlar mutluluk getirir mi?
Sabır kelimesinin anlamına baktığımda; “Sabır, ya da dayanç, zor koşullar altında cesaret ve metanetini yitirmeme duygusudur. “ diye geçiyor sözlüklerde. Türkçedeki sabır kelimesi Arapçadaki ( صَبرْ sabr) kelimesinden geliyor. 
Wikipedia tanıma eklemede yapıyor: “Sabırlı insan uzun süreli gecikmelere ve tahriklere rağmen moralini bozmadan yoluna devam eder veya beklemesini sürdürür. Sabırsızlık genellikle çocuksu bir nitelik olarak düşünülür. Sabır yetişkinliğin en önemli bileşenlerinden biridir.
Ralph Waldo Emerson Amerikalı bir yazar ve şairdir ve bana ilham veren bir sözü vardır: "Doğanın hızını benimseyin: onun sırrı sabırdır." der. 
Sabır aslında üzerinde durulması gereken bir kavram olarak; kişinin bireysel yapısından, yaşadığı fiziksel koşullara, kadar pek çok faktörden etkilenir.
Sabır, yetişkin bir insandan göstermesi beklenen bir tutumsa, o zaman biz toplum olarak da daha yetişkin evreye geçememiş bir çocuk yapısındayız diyebilir miyiz?
Çocukların model aldığı, en büyük ve önemli kahramanları ebeveynleri, bu sabrı gösteremezken çocuklardan sabırlı olmalarını beklemek nasıl bir durum ? Bu aralar sabırsız çocuklarından dolayı sitemkar çok anne baba duyuyorum ve dinliyorum. Bu durum ciddi çelişkili bir durum değil midir?
Eğitim, psikolojik, sosyolojik alanları ilgilendiren süreçlerde ya da kısaca insani olan her şeyde  “hemen, şimdi, bana” bakışı çok kalp kırabilir. Çünkü bu alanlardaki ilerleyiş, yol alış bir süreçtir, Kişilerin yaklaşımlarına ve çevresel şartlara göre de zaman alır. Kişilerin gelişimsel hızı da yaşanan durumda çok önemlidir.
Maalesef öncelikle eğitim, psikoloji böyle sabırla işlemeniz ve beklemeniz, gözlemeniz gereken alanlardır.
İşte size sabırla üzerinde düşünebileceğiniz bazı öneriler. Hiç değişik bir şey yok. Temcit pilavı gibi her yerde duyacağınız ama hep yineleyebileceğimiz öneriler bunlar.  
·         Çocukların gelişim süreci, birinci derecede ebevenylerin sorumluluğundadır. Çünkü çocuğun anne ve babası ile doğduğu andan itibaren kurduğu ilişki ve etkileşimi hayatının en belirleyicisidir. Çocuklarımızın öyküneceği kişiler olabilmemiz çok önemli. Çocuğumuzu nasıl görmek istiyorsak öyle bir örnek olabilmeliyiz. Hayatın her alanında çocuğunuzu da gözeterek  tutumlarınızı değerlendirmenizde fayda var. Bizim yapamadığımız bir şeyi çocuklarımızdan bekleyemeyiz.   
·         Uzun vadeli ilişkiler kurabilmek ve yaşamla başedebilmek için  tepkilerimizi değiştirmemiz önemlidir. Daha sakin bir yaklaşımla çocuklarda özdenetim becerilerini, dürtü kontrolünü geliştirecek tutumlar üzerinde olmalıyız. Sinir bilimciler de bu konuya şöyle destek veriyor: Beynimizin korteks bölgesi programlanmaya açık bir bölgedir. Bahsettiğimiz dürtü kontrolü, özdenetim, muhakeme, düşünme, planlama gibi beceriler korteks de gerçekleşir. Çocuğunuz doğduğu andan itibaren kendine özgü genetik yapısı içerisinde dış etkenlerin de  etkisiyle belli davranış ve tutumlar için milyonlarca bağlantı kurar. Bu bağlatıları beyininde nasıl kodladığı önemlidir. Duygu kontrolü yapamayan bir kişi, zihinsel olarak da her zaman sıkıntı yaşayacaktır.
·         Çözüm, çocuğumuz ya da biz mutsuz bir durum yaşadıysak mutsuzluğumuza neden olan kişi ve ortamı ivedilikle değiştirmek olmamalıdır. Böylelikle de çocuklara yanlış bir mesaj vermis oluyoruz ki; bu durum da sağlıklı bir baş etme yöntemi değildir. “Sıkıntı mı yaşadın hemen istediğin gibi herşeye vakıfım, değiştirebilirim!” gibi böyle bir mesaj ne kadar sağlıklı olabilir? Mutsuzluğumuzun kaynağını ya da nedenlerini bulmak için konuyla ilgili kişilerle durumu konuşmak, destek almak ve gerekenin yapılabilmesi için sabır göstermek önemlidir. Davranış, duygu gibi süreçlerin girdiği durumlarda değişim hemen olmayabilir. Bu da hiç bir şey yapılmıyor demek değildir. Değişim zaman alabilir. Bu süreçte işbirliği kurmak önemlidir.  Bazen de bazı durumların yaşanabileceğine dair  duruşumuz çocukları rahatlatır ve onlar bizden daha kolay sürece adapte olurlar. Bizden bekledikleri ve gözümüzün içine baktıkları tek şey, güven vermemizdir. O güveni hissettiklerinde çocuklar daha esnek ve mücadelecidir.
·         Çocuklara başlayıp sonunu getirebilecekleri sorumluluklar vermek de çok önemlidir. O sorumluluk için çaba göstermesi, sona ulaşana kadar sabırla gerekeni yapması özgüveni de geliştiren bir etki yaratır. Zorlandığı noktada  çocuğunuzun başedebileceği bir zorluksa yaşaması gelişimi için büyük katkı sağlar. Dirayetini artırır. Hemen çocuğunuzun kendi sürecine müdahale etmeyin. O zaman kendi baş etmeye çalışmak yerine sık sık bir zorluk karşısında birilerinin müdahale etmesini bekleyecektir.
·         Çocukların yaşına göre becerilerinin gelişiminde katkı sağlamak yerine sekteye uğratan,  onların yapabileceği şeyleri “zaman yok,yavaş yapıyor”, “istediğim gibi olmuyor”, “o daha yapamıyor.” “o halledemez ki!” gibi bir yaklaşımla çocuğunuzun elinden almak ve onun yerine yapmaktır. O zaman “ben beceriksizim” duygusunu geliştirmeniz içten bile değildir.
Sevgili anne ve babalar, çocuk eğitmek, yetiştirmek ciddi bir sabır işidir. Becerileri gelişmiş, iyi eğitim almış, en önemlisi merhametli, iyi kalpli, haklara saygılı yetişkinler olabilmeleri için bu kadar emek vermeye çalışıyorsanız,bir sürü fedakarlık yapıyorsanız, bu işi  sabır duygusu olmadan yapamazsınız. Yaşamınızın her alanında örnek modeller olmamız şu an yaşadığımız bir dolu sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. Babam, “Çocuklar anne babalarının karesi kadardır!” der.
Büyüklerimiz boşuna dememiş “Sabrın sonu selamettir.”


Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2