15 Temmuz 2016 Cuma

Sahil Gözlemleri ve Küçük Paylaşımlar-1

Sahildeyim. Deniz, kum, güneş ve tatil. Çocuklar arkadaşlarıyla. Biri denize giriyor, biri surf tahtasında denemeler yapıyor. Bir yandan çocukları gözlerken bir yandan kitabımı okumaya çalışıyorum. Yılın koşturmacalarının, yoğunluğunun ardından yavaşlığın, sakinliğin tadını çıkarıyorum. Hava güzel, deniz güzel, ortam güzel.

Birkaç gündür aynı plajda karşılaştığımız küçük bebeği olan bir anne söylene söylene arkamdaki şezlonga oturuyor. Bebekli hayatın zorluğundan yılmış bir şekilde söyleniyor. “Evden bir türlü çıkamıyoruz. Bir sürü şeyi düşünmek zorundayım. Her şey bana bakıyor. Meyvesi, yoğurdu, üstü başı. Hep böyle mi geçecek? Bir rahat yok. Sürekli dert!, beni bu iş çok sıktı artık.”  Bu söylenmeler bir alışkanlığa dönmüş sanki. Sahilde her gördüğümde  herkese, her fırsatta söylendiğine tanık oluyorum. 

Babasının kucağındaki bebek bana bakıp gülüyor.  Daha bir yaşında değil. O kadar güler yüzlü bir bebek ki.  “sen ne kadar güler yüzlüsün !” diyerek bakıyorum. Sevinç çığlıkları atıyor. “Babası bana çekmiş.” diyor. Annesi; “siz öyle durduğuna bakmayın. O çok hareketlidir. Çok yoruyor beni, çok bunaldım! Dert !” diyor.  Birkaç gündür gördüğüm bebeğin,  öyle hareketli bir bebek olmadığını ifade ediyorum. Baba, “bana da öyle geliyor ama eşim öyle düşünmüyor. “ diyor. 

 Aksine hareket kabiliyeti arttığı ve çevreye ilgisi yoğunlaştığı için meraklı gözlerle etrafa bakıp öğrenmek istiyor, görmek istiyor, ellemek istiyor, keşfetmek istiyor, iletişim kurmak istiyor.  Tüm gün boyunca bir şezlongda saatlerce uyuyup, yatarak vakit geçiremez ki. Böyle bir beklenti ise gerçek dışı olur. Yaşına göre aktif olma isteği çok doğal ve beklendik bir şey olması gerekirken,  bebeğin gün boyu aldığı ve duyduğu şeyler, annenin bu sitem ettikleri ve benzeri mesajlar oluyor.

Anne bir ara bana dönüyor. “İki çocuğunuz daha büyük bizimkinden, daha rahatlıyor mu işler büyüdükçe ?” diye soruyor. Şu çerçevede bir cevap vermeye çalışıyorum:
“Bebek sahibi olmak alınması gereken önemli bir karar. Nereden nasıl baktığınız önemli. Külfet olarak görürseniz her zaman, her yaşta zor olacak ve anne baba olarak sizi gerecektir. Her zaman zorlukları var, krizleri var, sıkıntıları var. Ama çok keyifli tarafları da var. Bunları bu sürecin bir parçası olarak görmek lazım. Çocuğu sadece fiziksel olarak büyütmüyorsunuz, yetiştirip geliştirip dönüştürüyorsunuz. Bu da bir emek ve mesai gerektiriyor.  O yüzden misyonu büyük. Bu olumsuz duygudan sıyrılıp ne kadar muhteşem bir şeye sahip olduğunuzu hissedin ve hissettirin. O zaman işler kolaylaşacaktır. Ama tıkandığınız, sinirlerinizin bozulduğu zamanlar olacak. O zaman bir es verin, bir nefes alın ve yola devam. Ama önce bakış açısını değiştirmek önemli.”

Dediklerim yerine ulaştı mı bilmiyorum.

Zaman zaman çevremden anne baba olmakla ilgili, anlık hevesle  ya da  yaşın ilerlemesinden dolayı ya da sırası geldi  gibi nedenlerle çocuk sahibi olmaya yönelik  açıklamalar duyuyorum. Bu ifade edilenlere şöyle bir öneri getirmek isterim: “Neden çocuk sahibi olmak istiyorum?” sorusunu kendinize sorun,  kendi içinizde samimi bir şekilde düşünün, sorgulayın, hatta karar vermeden önce bu konuda danışmanlık almak da iyi olabilir. Çocuk sahibi olma fikrini ve neden istediğinizi kafanızda netleştirin. 
 Ben herkesin çocuk sahibi olması gerektiğini düşünmüyorum. İstenmiyorsa olmaları konusunda dayatılması taraftarı da değilim. Çocuk sahibi olmak da bir seçim.

Benim de bunaldığım, zaman zaman öfkelendiğim, hatta çıkmaza girip ağladığım zamanlar oldu, saçlarımın diken diken olduğu oluyor, olacak. Yaşanıyor, yaşanacak da. Her yaşta ve her dönemde.   Çocuklarıma “bana külfet oldunuz, bana dertsiniz” gibi onların varlığına yönelik doğrudan ya da dolaylı mesajlar vermemeye özen gösteriyorum.  Çünkü o yaşananlar ya da duygu durumum benim baş edememle ilgili.  Onlarla ilgili değil. Yeni dünyaya gelmiş ve var olmaya çalışan bir bebeğin  ya da sonrasında çocuğun yaşama dair algısı ve becerisi karşısında bunu onlardan beklememiz komik olur. Yetişkin olarak çocuklarımız yetişkin olana kadar bizler süreci yürütecek iletişim ve beceriyi gösterirsek onlar da bizlerden sağlıklı olanı öğrenecekler.

Toparlarsam; anne babalık aslında çok keyifli, kolay ama bir o kadar da zor bir zanaat. Zaman, emek, sabır, içtenlik gerekiyor.

 Neyi, nasıl,  hangi ekole göre yaptığınızdan çok esas olan,  “koşulsuz sevgi” dir.  Çocuğunuzu olduğu gibi her şeyiyle o olduğu için sevmek ve hissettirmektir.  Hangi yaşta ve nerede olursa olsun.


Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2