Sahildeyim. Deniz,
kum, güneş ve tatil. Çocuklar arkadaşlarıyla. Biri denize giriyor, biri surf
tahtasında denemeler yapıyor. Bir yandan çocukları gözlerken bir yandan
kitabımı okumaya çalışıyorum. Yılın koşturmacalarının, yoğunluğunun ardından
yavaşlığın, sakinliğin tadını çıkarıyorum. Hava güzel, deniz güzel, ortam
güzel.
Birkaç gündür aynı
plajda karşılaştığımız küçük bebeği olan bir anne söylene söylene arkamdaki
şezlonga oturuyor. Bebekli hayatın zorluğundan yılmış bir şekilde söyleniyor. “Evden
bir türlü çıkamıyoruz. Bir sürü şeyi düşünmek zorundayım. Her şey bana bakıyor.
Meyvesi, yoğurdu, üstü başı. Hep böyle mi geçecek? Bir rahat yok. Sürekli dert!,
beni bu iş çok sıktı artık.” Bu
söylenmeler bir alışkanlığa dönmüş sanki. Sahilde her gördüğümde herkese, her fırsatta söylendiğine tanık
oluyorum.
Babasının kucağındaki
bebek bana bakıp gülüyor. Daha bir
yaşında değil. O kadar güler yüzlü bir bebek ki. “sen ne kadar güler yüzlüsün !” diyerek
bakıyorum. Sevinç çığlıkları atıyor. “Babası bana çekmiş.” diyor. Annesi; “siz
öyle durduğuna bakmayın. O çok hareketlidir. Çok yoruyor beni, çok bunaldım! Dert
!” diyor. Birkaç gündür gördüğüm
bebeğin, öyle hareketli bir bebek olmadığını
ifade ediyorum. Baba, “bana da öyle geliyor ama eşim öyle düşünmüyor. “ diyor.
Aksine hareket kabiliyeti arttığı ve çevreye ilgisi
yoğunlaştığı için meraklı gözlerle etrafa bakıp öğrenmek istiyor, görmek
istiyor, ellemek istiyor, keşfetmek istiyor, iletişim kurmak istiyor. Tüm gün boyunca bir şezlongda saatlerce
uyuyup, yatarak vakit geçiremez ki. Böyle bir beklenti ise gerçek dışı olur. Yaşına
göre aktif olma isteği çok doğal ve beklendik bir şey olması gerekirken, bebeğin gün boyu aldığı ve duyduğu şeyler,
annenin bu sitem ettikleri ve benzeri mesajlar oluyor.
Anne bir ara bana
dönüyor. “İki çocuğunuz daha büyük bizimkinden, daha rahatlıyor mu işler
büyüdükçe ?” diye soruyor. Şu çerçevede bir cevap vermeye çalışıyorum:
“Bebek sahibi
olmak alınması gereken önemli bir karar. Nereden nasıl baktığınız önemli.
Külfet olarak görürseniz her zaman, her yaşta zor olacak ve anne baba olarak
sizi gerecektir. Her zaman zorlukları var, krizleri var, sıkıntıları var. Ama çok
keyifli tarafları da var. Bunları bu sürecin bir parçası olarak görmek lazım. Çocuğu
sadece fiziksel olarak büyütmüyorsunuz, yetiştirip geliştirip dönüştürüyorsunuz. Bu da bir
emek ve mesai gerektiriyor. O yüzden
misyonu büyük. Bu olumsuz duygudan sıyrılıp ne kadar muhteşem bir şeye sahip
olduğunuzu hissedin ve hissettirin. O zaman işler kolaylaşacaktır. Ama tıkandığınız,
sinirlerinizin bozulduğu zamanlar olacak. O zaman bir es verin, bir nefes alın
ve yola devam. Ama önce bakış açısını değiştirmek önemli.”
Dediklerim yerine
ulaştı mı bilmiyorum.
Zaman zaman çevremden
anne baba olmakla ilgili, anlık hevesle ya da yaşın
ilerlemesinden dolayı ya da sırası geldi gibi nedenlerle çocuk sahibi olmaya yönelik açıklamalar duyuyorum. Bu ifade edilenlere
şöyle bir öneri getirmek isterim: “Neden çocuk sahibi olmak istiyorum?” sorusunu
kendinize sorun, kendi içinizde samimi
bir şekilde düşünün, sorgulayın, hatta karar vermeden önce bu konuda
danışmanlık almak da iyi olabilir. Çocuk sahibi olma fikrini ve neden
istediğinizi kafanızda netleştirin.
Ben herkesin
çocuk sahibi olması gerektiğini düşünmüyorum. İstenmiyorsa olmaları konusunda
dayatılması taraftarı da değilim. Çocuk sahibi olmak da bir seçim.
Benim de
bunaldığım, zaman zaman öfkelendiğim, hatta çıkmaza girip ağladığım zamanlar
oldu, saçlarımın diken diken olduğu oluyor, olacak. Yaşanıyor, yaşanacak da. Her yaşta ve her dönemde. Çocuklarıma
“bana külfet oldunuz, bana dertsiniz” gibi onların varlığına yönelik doğrudan
ya da dolaylı mesajlar vermemeye özen gösteriyorum. Çünkü o yaşananlar ya da duygu durumum benim
baş edememle ilgili. Onlarla ilgili
değil. Yeni dünyaya gelmiş ve var olmaya çalışan bir bebeğin ya da sonrasında çocuğun yaşama dair algısı ve
becerisi karşısında bunu onlardan beklememiz komik olur. Yetişkin olarak
çocuklarımız yetişkin olana kadar bizler süreci yürütecek iletişim ve beceriyi
gösterirsek onlar da bizlerden sağlıklı olanı öğrenecekler.
Toparlarsam; anne
babalık aslında çok keyifli, kolay ama bir o kadar da zor bir zanaat. Zaman,
emek, sabır, içtenlik gerekiyor.
Neyi, nasıl, hangi ekole göre yaptığınızdan çok esas olan, “koşulsuz
sevgi” dir. Çocuğunuzu olduğu gibi
her şeyiyle o olduğu için sevmek ve hissettirmektir. Hangi yaşta ve nerede olursa olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder