Uzun yıllardır
geldiğimiz ve yazı çok da keyif alarak değerlendirdiğimiz bir mekanda
tatilimizi geçiriyoruz. Çocuklar iki aya yakın bir zaman dilimlerini burada
geçiriyorlar. Birbirlerini uzun süredir tanıyan bir grup çocuk. Kimisi altı,
kimisi dokuz, kimisi on iki, kimisi de
on yaşlarında 8-9 çocuk. Tatil
başladığından beri geçmiş senelerde olduğu gibi yine bir aradalar. Birlikte
olmayı seviyorlar, iyi de anlaşıyorlar. Güzel oyunlar da çıkarıyorlar.
Birkaç zamandır
bir araya geldiklerinde birbirlerinden de etkilenerek en sevdikleri şey malum,
son dönemdeki teknoloji furyası içerisinde yer alan aletler. Bıraksanız sonsuz
zaman dilimi içerisinde oynayabilirler.
Hadi itiraf edin;
bu durum tatilde olan anne babaların ya da tatillerini yanında geçiren büyük
anne babaların da biraz işine geliyor. Çocuklar hem vızıldamıyor hem de çok da
uğraşmak gerekmiyor. Bir şeyleri yaptırmak için iyi birer tehdit aracı da
oluyor.
Ben de baktım ki,
kendilerini kaptırma durumları var, biraz da tatili daha iyi değerlendirmeleri
için küçük bir yeniden çerçevelendirme yaptım. Teknoloji kullanıma karşı
değilim ancak bu kadar da ele düşmesinden yana da değilim. Ne kadar tepki
verseler de sınırlama getirdim. “Deniz kenarına
bu aletler inmeyecek. Sahilde olduğunuz süreyi başka şekillerde nasıl
istiyorsanız öyle değerlendirin.” dedim. Hatta biraz günlerini de planlayacak
şekilde ön ayak da olduk. Sabah iniliyor
sahile, deniz sporları. Saat bir gibi evlere, yemek, dinlenme, okuma, vs; saat
üç gibi tekrar sahilde buluşmaca. Akşam
yedi-yedibuçuğa kadar eğlenmece, denizin, güneşin keyfini çıkarmaca. Önce
itiraz sesleri sonra kabul süreci. Aslında bir yanlarıyla da birinin onlara
sınır koyması iyi de geldi. Çok kısa sürede adapte oldular. Sonrasında da büyüklerde memnun oldular. “İyi ki yaptın. Biraz düzene girdi.” şeklinde
geribildirimler gelmeye başladı.
İlk iki gün biraz
zor geçti. Ne yapacaklarını bulamadılar, canları sıkıldı. Öyle oturakaldılar.
Sahilde anne ya da büyükannelere sarma durumu oldu. Çoğu gözümün içine bakıyor.
Bir küçük esneklik süreci bozabilir, ben de büyüklerin gözünün içine bakıyorum.
Tutum birliği içinde olalım kısmı da
önemli. Tabi her ailenin ev ortamı ve kuralları farklıdır. Kimsenin özel
alanını ya da zamanını nasıl değerlendireceğine karışamam. Ama sahil gibi ortak alana müdahale
ettim. “Acaba biraz izin versek mi?” gibi küçük küçük seslere karşı “bırakın
biraz canları sıkılsın. Sonunda vakitlerini geçirmek için yollar bulacaklar.
Duymazdan gelin oflamaları, poflamaları!” derken; çok değil bir ya da iki gün sonra
farklı şeyler bulmaya başladılar. Bu konuda ebeveynlerin desteği de büyük.
Son gelinen
nokta; denizde değişik senaryolar kurup oyunlar oynuyorlar. Yakalamaca, saklambaç gibi sokak oyunları
yanında bilindik oyunların farklı versiyonlarını kurguluyorlar. Beraber sohbet etmeye başladılar. Kendilerine
çocuk parkında basketbol oynayacak alan ve top yarattılar. Hatta beraber çizgi
roman okuyarak birbirlerine ödünç kitaplarını verip farklı bir kitap okuma
alışverişi başlattılar aralarında.
Bu arada “Ya
bunlar boş boş oturuyor !” diyenlerle de
“otursunlar, boş boş oturmak da iyidir.” şeklinde diyaloglar da yaşadık.
Sabahları sahilimizin
sporcu büyüğü Sedat Abi, çocuklar üzerinde hakkı çok büyük, çocukların surf,
lazer, optimist kullanma deneyimlerini artıracak şekilde yakından ilgileniyor. Kano, yüzme yarışları yaptırarak farklı
beceriler kazandırma yanında denize atlama şekilleri öğretiyor hatta çocukları Kırlangıç’ına alıp yakın küçük adalara yüzmeye, yürüyüşe götürüyor.
Bir gidişlerinde, Emre elinde kemiklerle geldi ve “anne ben arkeolog olmaya
karar verdim. “ dediğinde çok hoşuma gitti. Arkeoloji üzerine sohbet etme
fırsatımız oldu. Çevrede olan hayvanları gözlüyorlar, onları yakından tanımaya
hatta hayvanlara karşı ön yargılarını aşmaya başladılar. Birbirlerine yengeç, cır cır böceğinin nasıl
tutulacağını öğretiyorlar. Bu şekilde zihinlerinde farklı çağrışımlar yapacak
deneyimler kazanıyorlar. Pek çok becerileri gelişiyor aynı zamanda. Çok basit
gözükse de gelişimleri için büyük deneyimler. Bu deneyim fırsatlarını da
artırmak önemli.
Diyeceğim o ki; biz
ebeveynler çocuklara serbest zaman bırakmıyoruz. Serbest zamanlarına da bizler
önlerine geçerek etkinlik yaratmaya çalışıyoruz. Kendi boş zamanlarını nasıl
geçireceklerinin kontrolünü ellerine vermiyoruz. Kendilerine ait zamanlarda
ellerinde dikdörtgen kutular olmadan bir şey yapamayacaklarını düşünüyorlar. Ya
da hep birileri boş zamanlarını doldursun ya da fikir versin istiyorlar. Yoksa
nasıl farklı şeyler bulacaklarını bilemiyorlar.
Çocuklar yıl içerisinde de o kadar faaliyetten
faaliyete gidiyor ki; boş zamanları hiç kalmıyor. Kendinizden pay biçin! Hiç
kendinize ait boş, serbest bir zamanınız olmasa nasıl hissedersiniz?
Biz, buradaki
çocukların aileleri ile bu yaz ve bundan önceki yazlarda da bunu sağlamaya
çalıştık. Bu yaz daha ön plana çıkma eğilimi olan dikdörtgen kutular olmadan da
çocukların vakit geçirebildiklerini, bir şeyler yapabildiklerini gördük.
Aslında çocuklar yapabiliyor, yeter ki bizler yol açalım.
Bu konuda anne
babaların tutarlı ve net olmasının önemli rol oynadığını söylemek istiyorum.
Yaz tatili ya da
yılın diğer günlerinde, hangi zaman olduğu önemli değil. Çocukların canları
sıkılmalı. Anne babalar, çocukların canları sıkılıp sorun yaşanacak diye
susturucu olarak teknolojiyi kullanmamalı. Ya da çocuk üzülecek,
arkadaşlarından geri kalacak diye kural ya da sınırlardan vaz geçmemeli.
Önerim: Ebeveynleri
olarak zamanlarını çerçevelendirin. Çocukların ergenlik de dahil buna ihtiyacı
var, her ne kadar itiraz etseler de, onlara iyi gelen de bir şey. Tabi ki
teknolojiye de vakit ayıracaklar ama dozunu ayarlayarak. Etkinliklere de gitsinler istiyorlarsa eğer. Ancak serbest ve boş
zamanlar mutlaka olsun ve o serbest zamanları her hangi bir teknoloji aleti
olmadan, kendilerinin içini doldurmasına izin verin. O süreci nasıl
doldurduklarına müdahale etmeyin. Kendilerince buldukları şeyleri basit veya
yüzeysel, kolay ya da zor olarak yorumlamayın. Her şey dört dörtlük olmak
zorunda değil. Öyle veya böyle kendi zamanlarını kendi yarattıkları
etkinliklerle doldursunlar. İstediklerini yapsınlar. Hayal kursunlar, hatta düşüncelere dalsınlar. O alanı onlara bırakın.
Gelip size “ne yapayım şimdi?” diye sorduğunda, “nasıl istersen, bu zaman dilimi sana
ait., istediğini yapabilirsin.” diyerek çocuğunuzu yönlendirip, onun düşünmesini sağlayın. O
serbest zamanda kendilerince yaptıkları şeylerin sosyal duygusal gelişimleri,
yaratıcılıkları açısından sizin yapılandırdığınız içeriklerden daha çok faydası
var, unutmayın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder