17 Eylül 2016 Cumartesi

Bir Okul dönemi Daha Başlıyor!

Hızlıca yaz mevsimini devirdik. Okul sezonu açıldı artık. Yine telaşlı, koşturmacalı günler bizi bekler.
Okul süreçleri gittikçe ağırlaşıyor, her geçen yıl beklentiler daha da artıyor. Bu durum çocukların lehine mi, aleyhine mi? düşünmeden edemiyorum.
Geçen akşam çocuklar yattıktan sonra aklıma başlayacak okul dönemi geldi. Hayatı çocuklar ve kendimiz adına ne kadar zorlaştırdığımızı düşündüm.  Aslında çok donanımlı çocuklar yetiştirelim derken, aynı fazla olan vitaminlerin vücuttan atılması gibi bu yoğun akademik bombardımanın fazlası da beyinden atılıyor mu? gibi bir soruyu aklımdan geçirmeden edemedim.  Biz ebeveynler kaş yapalım derken çocukların gözünü taaa ana sınıflarından itibaren çıkarıyoruz aslında.

Her yıl eğitim dönemi başlamadan çocuklardan beklentim nedir diye sorgularım kendimi.  Bu sorgulamayı yapar sonra yıl içerisinde ya bir veliyi dinlerken ya da öğretmenlerden birinin geri bildirimi ile gaza geldiğimi fark ederim.

Her çocuğun hepimizin bildiği ve sözde kabul edip eyleme geçtiğimizde bir türlü kabul edemediğimiz farklı özellikleri var. Farklı bir kişiliği, farklı bir kültürü, bakış açısı ve farklı becerileri. Ancak okul başladıktan sonra gözümüze bir perde iner; çocukların her dersten aynı başarıyı göstermesini, her çocuğun aynı şekilde davranmasını bekler ve çocuklara da bunu empoze ederiz.

Başarı nedir? Kendi içinde biraz daha iyi olmak, iç gelişimini kendi sınırları içerisinde yukarılara  çıkarmak değil midir? O zaman niye her öğrenci her dersten beş gibi bir puan almak zorundadır? Ya da her 100 alan başarılı sayılmaktadır? Peki matematikten 60 alan ama sanatsal ya da sportif  becerileri iyi olan bir çocuk başarılı değil midir? Bir çocuğun takdir alması mı onu son derece başarılı yapar? Yüksek bir puan alan her öğrenci en üst düzey anlamayı sağlamış mıdır? Tüm derslerde yüksek puan aldığında, bu çocuk takdir edilecek bir çocuk mudur ama almayınca olmaz mı?

Matematikten niye 60 aldığına takılırız ancak gerçek bir öğrenme gerçekleşip gerçekleşmediğine ya da insanlardaki bireysel farklılıklara saygılı olup olmamasına, empati kurup kurmamasına, öz bakım becerileri gibi yaşamsal becerileri yaşına uygun şekilde yapıp yapmamasına pek takılmayız.

Kendine geçen yıl “bu yıl not ortalamamı 80’nin altına düşürmeyeceğim!” diyerek hedef koyan oğlum 81 not ortalaması ile 6. Sınıfı bitirdi ve dedi ki;” koyduğum hedefimi gerçekleştirdim. Belirlediğim hedefin altına inmedim.”  Tek tek dersler 90-100 aralığında olmasa da, bu, onun için bir başarı değil miydi? Bu durum onun için bir başarıydı. O zaman şunu anladım, aslında kendine bir hedef koymuştu ve sene sonunda bu hedefe ulaşmıştı. Hedefine ulaşması bir başarıydı.

Çocuk ve ergenlerle çalışıyorum. Çocukların kendine hedef koymasına pek izin vermiyoruz.  Onlar adına çok yüksek hedefleri biz koyarak zaten motivasyonlarını yerle bir ediyoruz. Sonra da motivasyonunu yükseltmesi için destek verilmesini bekliyoruz.  Aslında yok gibi gözükse de her çocuğun hedefi var ancak gelecek tepkilerden çekindikleri için paylaşmayı tercih etmiyorlar ya da başaramama durumuna karşı kendilerini korumaya alıyorlar. Çünkü başarısızlıkla baş etmek bizler için zorken;  çocuklar için de hiç kolay değil. Hele ki beklentiler yüksekse;  takdir ve değer bu hedefler üzerinden veriliyorsa.

Aslında her şey, çocuğumuzu olduğu gibi kabullenmekle başlıyor.  Ebeveynlerinin suretini yaşamak her çocuk için zordur.  O yüzden kendince savunma mekanizmaları geliştirirler. Çünkü ulaşamadıklarında ellerinde baş etmesine yardımcı olacak bir argümanı olsun isterler; başaramadım demek yerine “dün akşam elektrikler kesikti, çalışamadım!” demek daha kabul edilebilir.

Yeni bir eğitim dönemi başlarken;
    -  Çocuğunuzu olduğu gibi tanımaya ve kabul etmeye önem verin. Kendine özgü olumlu veya olumsuz yönlerinin neler olduğunu, hangi yönlerinin önde, hangilerinin gelişime açık olduğunu objektif bir şekilde gözleyin.
    -   Çocuğunuzun kendi hedefini kendinin koymasına fırsat verin. Basit hedefler bile olsa o koysun kendi hedefini.  Küçük küçük,  adım adım hedef koymaları, somut ilerleyişi görmeleri ve kendilerini daha rahat değerlendirebilmelerini sağlar.  Hedeflerine ulaşabildiklerini görmek motivasyonu artırır. Desteğe ihtiyaç duyduğu noktada destek verebilirsiniz.
    -  “Başarı” kavramını gerçekten sorgulayın ama sözde değil. Konuşurken hiç kimse mangalda kül bırakmaz ama eyleme gelince herkes hırs küpü kesilir. Doksanlar, yüzler alınmayınca yüzler asılır. Çocuğa başaramadın duygusu sonuna kadar yaşatılır hatta ölüm kalım meselesi olur. Bu durumda çocuğunuzun tüm kendine özgü yönlerini çöpe atmış ya da o ana kadar ki yaptıklarını yerle bir ederek onu her yaşıtı gibi aynılaştırmış olursunuz. Başarıyı sadece notla değerlendirmek ve akademik alana indirgemek çocukların kendine özgü ve farklı taraflarını görmezden gelmek demektir. İyi bir sanat bakışı kazanmış olması da bir başarıdır ya da kendi kendine sorun çözmeye başlamış olması ya da kendini bir spor alanında geliştiriyor olması da…
Bence akademik gelişimde önemli olan;  konuyu hayata uyarlayabilecek şekilde öğrenmiş mi ya da öğrendiği konuyla ilgili bir fikir üretebilmiş mi, konuyla ilgili farklı bakış açıları yaratabilmiş mi? kısmına bakabilmektir.  Konuyu anlayan farklı şekillerde yansıtabilen ama istenen notu alamayan çocuklar başarısız değildir. Aslında kendi özgünlüğünü ifade edebiliyor demektir.  Ama bazen bu, nota yansımaz. Nota yansıyan kısım herkesten beklenendir. Çocuğun özünden, gelişiminden farklı beklentiler, çocukları tek hedefe yöneltir.  Kendi özgün yapısını geliştirmekten çok beklentiye karşılık vermeye çalışan, onay ve kabul görme ihtiyacı içinde başarı için her türlü yolun mübah olduğunu düşünmeye başlayan bir profile zemin hazırlarsınız.

·    -  Çocuğunuzla da başarı kavramını konuşun. Onun başarı ile ilgili ne düşündüğünü anlamaya çalışın.
-
-    -   Küçük de olsa her ilerleyişini ya da gelişmesini, çabasını  görün ve gördüğünüzü hissettirin.

     -   Çabası ve hedefine ulaşmak için gösterdiği gayretiyle ilgili geri bildirim verin. Sonuca ulaşıp ulaşmamasından çok gösterdiği çabaya atıfta bulunun.

      -  Sadece ebeveynlerin değil, öğretmenlerin de öğrencilerini iyi tanıması ve her öğrencisini yakalayabilecek iletişimi geliştirmesi çok önemli bence. Çünkü her şey, önce iletişim ve etkileşimle başlar. İletişim sağlanamayınca akademik başarı da etkilenir.  Her çocuk farklıysa gelişimi de, hedefleri de farklıdır. Öğretmenlerin de bu farklılıkları gözeten bir öğretim ve değerlendirme sistemi geliştirmesi önemlidir.  

Tüm bu yazıya aktardıklarımı düşünürken; kendi değerlendirmemi de yaptım. Oğlumun ve kızımın ders başarılarından farklı öyle güzel meziyetleri var ama görülmeye ya da göstermeye fırsat bulabildikleri ortamları ne kadar?  Ben anne olarak kendilerini ortaya çıkarmaya ne kadar teşvik ediyorum ya da destekliyorum? diye.
 Sonra tek tek çocuklarımın olumlu olan taraflarını, gelişmesi gereken yönlerini düşündüm. Mesela; kaç soru yaptığının daha önemli olduğu bir dünyada kendini kendi içinde yaşamaya çalışan bir oğlum var. O yüzden temkinli, o yüzden yüzemeyeceğini düşündüğü denizlere açılmak istemeyen, güvenli sularda kalmayı tercih eden.  Aslında son derece espritüel, duygulu, küçüklerine karşı duyarlı, kendi kendine yetebilen, günlük yaşantıda sorumluluk sahibi ve oldukça sportif.  Kız kardeşini gözüm kapalı bırakabildiğim, ben gelene kadar ona çok iyi sahip çıkan bir abi. İyi para biriktirir ve parasını çarçur etmez. Bunlar başarı değil midir?  Evet, onun adına başarı olmasına rağmen dersler başladıktan sonra bazen okuldan aldığım akademik gelişimi ile ilgili geri bildirimlerle gaza gelip atladığım başarılar. Ben de bu sene gaza gelmemeyi ve daha sakince bu süreci yönetebilmeyi kendime hedef koydum.:)

Aktif, cesur, bedensel becerileri yüksek, yaratıcı, "kim ne der!" diye düşünmeden hareket edebilen, görev bilinci yüksek bir de küçük kızım var. O da ikinci sınıf oldu bu yıl. Geçen yıl okuma ve yazma gibi birinci sınıfın hedeflerini başarıyla tamamladı. Hikayeler yaratabilmesi, kendini ifade etme becerisi, sosyal becerileri de onun başarısı. Bu alanlarda onu bu yıl daha çok teşvik edeceğim. :)

Bu çocukları,  her şeyden öte kendileri oldukları için çok seviyorum ve onlarla gurur duyuyorum. (Belki her çocuk daha sık bu sözleri duymayı bekliyor.) Onlar sadece puanlardan ibaret değil.  Hiçbir çocuk da içlerindeki iyi olan özü kaçıracak kadar nottan ibaret olmamalıdır.
 
Çocuklara kendi iç potansiyellerini gösterecek eli verecek biz ebeveynleriz, öğretmenleriz.  Umarım bu yıl, her çocuk için puanlardan öte, kendi içlerindeki potansiyellerinin, kendi özgünlüklerinin  ortaya çıkmasına teşvik eden etkileşimlerin bol olduğu bir yıl olur. O zaman akademik başarı da peşi sıra gelir.

Her öğrenciye keyifli bir yıl diliyorum.


Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2