Okul süreçleri
gittikçe ağırlaşıyor, her geçen yıl beklentiler daha da artıyor. Bu durum
çocukların lehine mi, aleyhine mi? düşünmeden edemiyorum.
Geçen akşam
çocuklar yattıktan sonra aklıma başlayacak okul dönemi geldi. Hayatı çocuklar
ve kendimiz adına ne kadar zorlaştırdığımızı düşündüm. Aslında çok donanımlı çocuklar yetiştirelim
derken, aynı fazla olan vitaminlerin vücuttan atılması gibi bu yoğun akademik bombardımanın fazlası da beyinden atılıyor mu? gibi bir soruyu aklımdan geçirmeden
edemedim. Biz ebeveynler kaş yapalım
derken çocukların gözünü taaa ana sınıflarından itibaren çıkarıyoruz aslında.
Her yıl eğitim
dönemi başlamadan çocuklardan beklentim nedir diye sorgularım kendimi. Bu sorgulamayı yapar sonra yıl içerisinde ya
bir veliyi dinlerken ya da öğretmenlerden birinin geri bildirimi ile gaza
geldiğimi fark ederim.
Her çocuğun
hepimizin bildiği ve sözde kabul edip eyleme geçtiğimizde bir türlü kabul
edemediğimiz farklı özellikleri var. Farklı bir kişiliği, farklı bir kültürü,
bakış açısı ve farklı becerileri. Ancak okul başladıktan sonra gözümüze bir
perde iner; çocukların her dersten aynı başarıyı göstermesini, her çocuğun aynı
şekilde davranmasını bekler ve çocuklara da bunu empoze ederiz.
Başarı nedir?
Kendi içinde biraz daha iyi olmak, iç gelişimini kendi sınırları içerisinde
yukarılara çıkarmak değil midir? O zaman
niye her öğrenci her dersten beş gibi bir puan almak zorundadır? Ya da her 100
alan başarılı sayılmaktadır? Peki matematikten 60 alan ama sanatsal ya da
sportif becerileri iyi olan bir çocuk
başarılı değil midir? Bir çocuğun takdir alması mı onu son derece başarılı
yapar? Yüksek bir puan alan her öğrenci en üst düzey anlamayı sağlamış mıdır?
Tüm derslerde yüksek puan aldığında, bu çocuk takdir edilecek bir çocuk mudur
ama almayınca olmaz mı?
Matematikten niye
60 aldığına takılırız ancak gerçek bir öğrenme gerçekleşip gerçekleşmediğine ya
da insanlardaki bireysel farklılıklara saygılı olup olmamasına, empati kurup
kurmamasına, öz bakım becerileri gibi yaşamsal becerileri yaşına uygun şekilde
yapıp yapmamasına pek takılmayız.
Kendine geçen yıl
“bu yıl not ortalamamı 80’nin altına düşürmeyeceğim!” diyerek hedef koyan oğlum
81 not ortalaması ile 6. Sınıfı bitirdi ve dedi ki;” koyduğum hedefimi
gerçekleştirdim. Belirlediğim hedefin altına inmedim.” Tek tek dersler 90-100 aralığında olmasa da,
bu, onun için bir başarı değil miydi? Bu durum onun için bir başarıydı. O zaman
şunu anladım, aslında kendine bir hedef koymuştu ve sene sonunda bu hedefe
ulaşmıştı. Hedefine ulaşması bir başarıydı.
Çocuk ve
ergenlerle çalışıyorum. Çocukların kendine hedef koymasına pek izin
vermiyoruz. Onlar adına çok yüksek
hedefleri biz koyarak zaten motivasyonlarını yerle bir ediyoruz. Sonra da
motivasyonunu yükseltmesi için destek verilmesini bekliyoruz. Aslında yok gibi gözükse de her çocuğun
hedefi var ancak gelecek tepkilerden çekindikleri için paylaşmayı tercih
etmiyorlar ya da başaramama durumuna karşı kendilerini korumaya alıyorlar.
Çünkü başarısızlıkla baş etmek bizler için zorken; çocuklar için de hiç kolay değil. Hele ki
beklentiler yüksekse; takdir ve değer bu
hedefler üzerinden veriliyorsa.
Aslında her şey,
çocuğumuzu olduğu gibi kabullenmekle başlıyor.
Ebeveynlerinin suretini yaşamak her çocuk için zordur. O yüzden kendince savunma mekanizmaları
geliştirirler. Çünkü ulaşamadıklarında ellerinde baş etmesine yardımcı olacak
bir argümanı olsun isterler; başaramadım demek yerine “dün akşam elektrikler
kesikti, çalışamadım!” demek daha kabul edilebilir.
Yeni bir eğitim
dönemi başlarken;
- Çocuğunuzu
olduğu gibi tanımaya ve kabul etmeye önem verin. Kendine özgü olumlu veya olumsuz
yönlerinin neler olduğunu, hangi yönlerinin önde, hangilerinin gelişime açık
olduğunu objektif bir şekilde gözleyin.
- Çocuğunuzun kendi hedefini kendinin koymasına
fırsat verin. Basit hedefler bile olsa o koysun kendi hedefini. Küçük küçük, adım adım hedef koymaları, somut ilerleyişi
görmeleri ve kendilerini daha rahat değerlendirebilmelerini sağlar. Hedeflerine ulaşabildiklerini görmek motivasyonu
artırır. Desteğe ihtiyaç duyduğu noktada destek verebilirsiniz.
- “Başarı”
kavramını gerçekten sorgulayın ama sözde değil. Konuşurken hiç kimse mangalda
kül bırakmaz ama eyleme gelince herkes hırs küpü kesilir. Doksanlar, yüzler
alınmayınca yüzler asılır. Çocuğa başaramadın duygusu sonuna kadar yaşatılır
hatta ölüm kalım meselesi olur. Bu durumda çocuğunuzun tüm kendine özgü
yönlerini çöpe atmış ya da o ana kadar ki yaptıklarını yerle bir ederek onu her
yaşıtı gibi aynılaştırmış olursunuz. Başarıyı sadece notla değerlendirmek ve
akademik alana indirgemek çocukların kendine özgü ve farklı taraflarını
görmezden gelmek demektir. İyi bir sanat bakışı kazanmış olması da bir
başarıdır ya da kendi kendine sorun çözmeye başlamış olması ya da kendini bir
spor alanında geliştiriyor olması da…
Bence akademik gelişimde önemli olan; konuyu hayata uyarlayabilecek şekilde öğrenmiş
mi ya da öğrendiği konuyla ilgili bir fikir üretebilmiş mi, konuyla ilgili
farklı bakış açıları yaratabilmiş mi? kısmına bakabilmektir. Konuyu anlayan farklı şekillerde yansıtabilen
ama istenen notu alamayan çocuklar başarısız değildir. Aslında kendi
özgünlüğünü ifade edebiliyor demektir.
Ama bazen bu, nota yansımaz. Nota yansıyan kısım herkesten beklenendir. Çocuğun
özünden, gelişiminden farklı beklentiler, çocukları tek hedefe yöneltir. Kendi
özgün yapısını geliştirmekten çok beklentiye karşılık vermeye çalışan, onay ve
kabul görme ihtiyacı içinde başarı için her türlü yolun mübah olduğunu
düşünmeye başlayan bir profile zemin hazırlarsınız.
· - Çocuğunuzla
da başarı kavramını konuşun. Onun başarı ile ilgili ne düşündüğünü anlamaya
çalışın.
-
- - Küçük
de olsa her ilerleyişini ya da gelişmesini, çabasını görün ve gördüğünüzü hissettirin.
- Çabası ve hedefine ulaşmak için gösterdiği gayretiyle ilgili geri bildirim verin.
Sonuca ulaşıp ulaşmamasından çok gösterdiği çabaya atıfta bulunun.
- Sadece
ebeveynlerin değil, öğretmenlerin de öğrencilerini iyi tanıması ve her
öğrencisini yakalayabilecek iletişimi geliştirmesi çok önemli bence. Çünkü her
şey, önce iletişim ve etkileşimle başlar. İletişim sağlanamayınca akademik
başarı da etkilenir. Her çocuk farklıysa
gelişimi de, hedefleri de farklıdır. Öğretmenlerin de bu farklılıkları gözeten
bir öğretim ve değerlendirme sistemi geliştirmesi önemlidir.
Tüm bu yazıya
aktardıklarımı düşünürken; kendi değerlendirmemi de yaptım. Oğlumun ve kızımın ders
başarılarından farklı öyle güzel meziyetleri var ama görülmeye ya da göstermeye
fırsat bulabildikleri ortamları ne kadar? Ben anne olarak kendilerini ortaya çıkarmaya
ne kadar teşvik ediyorum ya da destekliyorum? diye.
Sonra tek tek çocuklarımın olumlu olan
taraflarını, gelişmesi gereken yönlerini düşündüm. Mesela; kaç soru yaptığının
daha önemli olduğu bir dünyada kendini kendi içinde yaşamaya çalışan bir oğlum
var. O yüzden temkinli, o yüzden yüzemeyeceğini düşündüğü denizlere açılmak istemeyen,
güvenli sularda kalmayı tercih eden. Aslında
son derece espritüel, duygulu, küçüklerine karşı duyarlı, kendi kendine
yetebilen, günlük yaşantıda sorumluluk sahibi ve oldukça sportif. Kız kardeşini gözüm kapalı bırakabildiğim, ben gelene kadar ona çok iyi sahip çıkan bir
abi. İyi para biriktirir ve parasını çarçur etmez. Bunlar başarı değil midir? Evet, onun adına başarı olmasına rağmen dersler başladıktan sonra bazen okuldan
aldığım akademik gelişimi ile ilgili geri bildirimlerle gaza gelip atladığım
başarılar. Ben de bu sene gaza gelmemeyi ve daha sakince bu süreci
yönetebilmeyi kendime hedef koydum.:)
Aktif, cesur,
bedensel becerileri yüksek, yaratıcı, "kim ne der!" diye düşünmeden hareket
edebilen, görev bilinci yüksek bir de küçük kızım var. O da ikinci sınıf oldu
bu yıl. Geçen yıl okuma ve yazma gibi birinci sınıfın hedeflerini başarıyla
tamamladı. Hikayeler yaratabilmesi, kendini ifade etme becerisi, sosyal
becerileri de onun başarısı. Bu alanlarda onu bu yıl daha çok teşvik edeceğim. :)
Bu çocukları, her şeyden öte kendileri oldukları için çok
seviyorum ve onlarla gurur duyuyorum. (Belki her çocuk daha sık bu sözleri
duymayı bekliyor.) Onlar sadece puanlardan ibaret değil. Hiçbir çocuk da içlerindeki iyi olan özü
kaçıracak kadar nottan ibaret olmamalıdır.
Çocuklara kendi
iç potansiyellerini gösterecek eli verecek biz ebeveynleriz, öğretmenleriz. Umarım bu yıl, her çocuk için puanlardan öte,
kendi içlerindeki potansiyellerinin, kendi özgünlüklerinin ortaya çıkmasına teşvik eden etkileşimlerin
bol olduğu bir yıl olur. O zaman akademik başarı da peşi sıra gelir.
Her öğrenciye
keyifli bir yıl diliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder