Film seyretmekten
çok keyif alırım. İçerik, kurgu, görüntü anlamında bir hikayeye etkileyici bir
şekilde can verenlere hayranlığım çok yüksek, saygım sonsuz. Bir filmi
seyrettikten sonra etkilenim yaratıyorsa o film amacına ulaşmıştır bana göre.
İşte böyle
filmlerden biri geçenlerde yaptığımız film gecesinde eşimle beraber seyrettiğimiz,
2013 yapımı “Mary &Martha” filmiydi. Oyuncuların performansı harikaydı ama
en önemlisi bizde düşündürdüğü noktalar bir başkaydı. Duygulanarak seyrettiğim
bu film bittiğinde, “biz ne yapıyoruz?” diye
düşünmeye başladım. Filmi anlatmayacağım size, seyretmek isterseniz diye ayrıntıları
bende kalsın. Aslında film üzerinden konuşulacak o kadar çok şey var ki bana göre. Toplumsal ve duygusal öğeleri ağırlıklı filmler seviyorsanız tavsiye ederim.
Yaşadığımız an
içerisinde dikkatimizi odakladığımız, kafamızı takıp sıkıntılandığımız hatta
birbirimizi bu sahip olduğumuz ya da olmadıklarımızla ayrıştırdığımız, sorun
olarak gördüğümüz şeyler var ya aslında zamanımızı ve enerjimizi ne kadar boş
şeyler için heba ettiğimizi düşünmemizi sağlayan bir film. Dünyada ve çok uzağa
gitmeye gerek yok kendi ülkemizde, telefonumuzun modelinden, arabamızın tipinden,
yeni moda olmuş kıyafeti alma derdinden daha büyük uğraşılar var. Dünyayı bırakın, uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye’de sosyal yardım
istatistiklerine göre, 30 milyona yakın öyle veya böyle yardıma muhtaç insan
var. O zaman yapılması gereken bir şeyler var.
Her seferinde
aynı şeyleri vurguluyorum belki ama çocuklara önce insani değerleri öğretmek
çok önemli. Birbirimize ne olursa olsun yardım etmeyi, dayanışmayı, sahip
olunan maddi şeylerin insan olmak için, arkadaşlık için çok da önemli
olmadığını, farklılıklara saygı duymayı… Sahip olduğumuz an’ların iyi ya da
kötü tadını çıkarmayı; bir şeyi elde edemediğinde, istediği gibi olmadığında “en kötü günüm” diye hemen
kestirip atmamayı…
O yüzden kendi çevrenizde kalmak yerine farklı
çevrelere açılıp, farklı yaşantıları, farklı sahip oluşları çocuklarınızın da görmesini
sağlayın. Dışarıya çıktığınızda, teknolojik aletlere dalması yerine etrafı
gözlemesini sağlayın. Gördüklerini anlattırın. Bir şeyler için düşünmesine
yardımcı olun. Evde beraber konuşun, araştırın. Bir amaç uğruna gönüllü çalışmasına teşvik
edin.
Bol bol parklara
gidin. Parklarda size uymayan çocukların yanından almak yerine bırakın oynasın
farklı çocuklarla da. Eskilerinizi atmak yerine paylaşın. Değişimleri ya da
satın aldıklarınızı, ihtiyacınız dahilinde yaptığınızı çocuklarda görsün. Onlara,
sahip olunanların amaç değil, araç olduğunu anlatın. İyilik yapmayı öğretin. Ama
önce siz iyilik yapın. Sadece maddi yardımlar değil, gönüllü yardımlar da
olabilir. Anne baba olarak değer verdiğiniz şeyleri çocuklarınıza anlatmadan
öte yaşayarak görmesini sağlayın.
Çocuklardan yola çıktım ama benzer durumlar biz yetişkinler içinde geçerli. Farklı kişi ve ortamları tanımaya ve anlamaya çalışmanın kısaca önemli olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Temelde bunu başarabilirsek, gerisi gelir diye düşünüyorum.
Bizi yanlış
şeylere yönelten ilüzyondan kurtulmak için bir şeyleri kaybetmek gerekmiyor. Çocuklarımıza
sahip olduklarının değerini bilmeleri için her yıl araba modelini değiştirerek
mi örnek olacağız? Peki, çocuğumuz gelip telefonun bir üst modelini istediğinde bu neden bir sorun olsun ki o zaman!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder