23 Ocak 2017 Pazartesi

Bana Yansıyanlarıyla Etkilendiğim Bir Film: Mary&Martha

Film seyretmekten çok keyif alırım. İçerik, kurgu, görüntü anlamında bir hikayeye etkileyici bir şekilde can verenlere hayranlığım çok yüksek, saygım sonsuz. Bir filmi seyrettikten sonra etkilenim yaratıyorsa o film amacına ulaşmıştır bana göre.
İşte böyle filmlerden biri geçenlerde yaptığımız film gecesinde eşimle beraber seyrettiğimiz, 2013 yapımı “Mary &Martha” filmiydi. Oyuncuların performansı harikaydı ama en önemlisi bizde düşündürdüğü noktalar bir başkaydı. Duygulanarak seyrettiğim bu film bittiğinde,  “biz ne yapıyoruz?” diye düşünmeye başladım. Filmi anlatmayacağım size, seyretmek isterseniz diye ayrıntıları bende kalsın. Aslında film üzerinden konuşulacak o kadar çok şey var ki bana göre. Toplumsal ve duygusal öğeleri ağırlıklı filmler seviyorsanız tavsiye ederim.
Yaşadığımız an içerisinde dikkatimizi odakladığımız, kafamızı takıp sıkıntılandığımız hatta birbirimizi bu sahip olduğumuz ya da olmadıklarımızla ayrıştırdığımız, sorun olarak gördüğümüz şeyler var ya aslında zamanımızı ve enerjimizi ne kadar boş şeyler için heba ettiğimizi düşünmemizi sağlayan bir film. Dünyada ve çok uzağa gitmeye gerek yok kendi ülkemizde, telefonumuzun modelinden, arabamızın tipinden, yeni moda olmuş kıyafeti alma derdinden daha büyük uğraşılar var.  Dünyayı bırakın, uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye’de sosyal yardım istatistiklerine göre, 30 milyona yakın öyle veya böyle yardıma muhtaç insan var. O zaman yapılması gereken bir şeyler var.
Her seferinde aynı şeyleri vurguluyorum belki ama çocuklara önce insani değerleri öğretmek çok önemli. Birbirimize ne olursa olsun yardım etmeyi, dayanışmayı, sahip olunan maddi şeylerin insan olmak için, arkadaşlık için çok da önemli olmadığını, farklılıklara saygı duymayı… Sahip olduğumuz an’ların iyi ya da kötü tadını çıkarmayı; bir şeyi elde edemediğinde, istediği gibi olmadığında “en kötü günüm” diye hemen kestirip atmamayı…
 O yüzden kendi çevrenizde kalmak yerine farklı çevrelere açılıp, farklı yaşantıları, farklı sahip oluşları çocuklarınızın da görmesini sağlayın. Dışarıya çıktığınızda, teknolojik aletlere dalması yerine etrafı gözlemesini sağlayın. Gördüklerini anlattırın. Bir şeyler için düşünmesine yardımcı olun. Evde beraber konuşun, araştırın.  Bir amaç uğruna gönüllü çalışmasına teşvik edin.
Bol bol parklara gidin. Parklarda size uymayan çocukların yanından almak yerine bırakın oynasın farklı çocuklarla da. Eskilerinizi atmak yerine paylaşın. Değişimleri ya da satın aldıklarınızı, ihtiyacınız dahilinde yaptığınızı çocuklarda görsün. Onlara, sahip olunanların amaç değil, araç olduğunu anlatın. İyilik yapmayı öğretin. Ama önce siz iyilik yapın. Sadece maddi yardımlar değil, gönüllü yardımlar da olabilir. Anne baba olarak değer verdiğiniz şeyleri çocuklarınıza anlatmadan öte yaşayarak görmesini sağlayın.
Çocuklardan yola çıktım ama benzer durumlar biz yetişkinler içinde geçerli. Farklı kişi ve ortamları tanımaya ve anlamaya çalışmanın kısaca önemli olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Temelde bunu başarabilirsek,  gerisi gelir diye düşünüyorum.

Bizi yanlış şeylere yönelten ilüzyondan kurtulmak için bir şeyleri kaybetmek gerekmiyor. Çocuklarımıza sahip olduklarının değerini bilmeleri için her yıl araba modelini değiştirerek mi örnek olacağız? Peki, çocuğumuz gelip telefonun bir üst modelini istediğinde bu neden bir sorun olsun ki o zaman!




Hiç yorum yok:

Problem Çözme Süreci - 2