Bir Hafta Sonu Kaçamağı: Roma
Geçen hafta yaptığımız bir hafta sonu kaçamağında yolumuz Roma’ya düştü. Sanat ve tarihin bir arada olduğu bu zamansız mekanı, elimizde harita sokak sokak gezmenin keyfi bir başkaydı. Şansımıza bir bahar havası da gezimizde bize eşlik etti. Roma’nın bir turdan çok sokak sokak gezerek tadının çıktığını söyleyebilirim. Uçaktan inip de otele bavulları atar atmaz yollara döküldük. Hiç araç kullanmadan o cadde senin bu meydan benim dolandık. Bize tavsiye edilen bazı yerler dışında gözümüze kestirdiğimiz yerlerde de durarak bir şeyler içerek ya da atıştırarak dinlendik.
Kaldığımız otel olan “Alexandar Otel “ merkezi bir yerde, küçük ama gerçekten temiz ve hoştu. İspanyol Merdivenlerine yakın olması işimizi çok kolaylaştırdı. Oda kahvaltı fiyatı da çok uygundu. Zaten yatmadan yatmaya kullandığımız için de bu durum çok işimize geldi. Her köşe başında kestane kebap satan Hintlilere rastlamak beni çok şaşırttı. Roma’ya gidip de bu manzarayla karşılaşacağımı görmek ilginçti. Ana caddelerin dışında ara sokaklarda da birbirinden şık butiklere ya da ayakkabıcılara rastlayacağınızı bilmenizi isterim, bu anlamda hazırlıklı gitmekte fayda var. Tabi bu arada bahsettikleri kadar havalı İtalyan kadın ve erkeklere rastladığımızı söyleyemeyeceğim, bu durum hepimizde biraz düş kırıklığı yarattı.
Tavsiye üzerine yemek yemeğe gittiğimiz yerler, yerel halkın gittiği turistik yerler olmadığından gerçek İtalyan mutfağının leziz yemeklerini denememiz açısından çok zevkliydi. Bizim gibi yemeği keyif olarak gören kişiler için, tam bir ağız tadıyla yemek yediğimizi ve tatların damağımızda kaldığını söyleyebilirim. Alla Rampa, Dal Bolognese, Alfredo, Cantina & Cusına bu isimlerden bir kaçı. Yanındaki sohbeti de cabasıydı. Denediklerimizden gündelik ya da turistik yerlerde tam anlamıyla gerçek tatları alamayacağınızı söyleyebilirim. Bu nedenle görüntüleyebildiğim yerlerin fotoğraflarını çektim. Tabi ambiansı nedeniyle görüntüleyemediklerim de oldu.
Atlamak istemediğim bir şey daha var ki, pazar günü Vatikan’da yapılan Papa’nın Pazar ayinini görme şansına da erdik. Çeşitli yerlerden ve ülkelerden bir sürü insan Papa’yı görmek için meydanı doldurmuşlardı. Gerek Vatikan’ın içi gerekse kalabalık çok etkileyiciydi. Ne yalan söyleyeyim, o grubun bir parçası olma hissini uyandırıyordu.
Uzun lafın kısası, 2 günlük bir gezinin içine o kadar çok keyifli ayrıntı sıkıştırmışız ki, hangi birini anlatacağıma karar veremedim. Şunu söyleyebilirim ki, yoğun koşuşturmalar içerisinde, bu iki günlük gezi benim için tam bir nefes oldu, motivasyonumun düştüğü bir anda bana güç verdi. Arada böyle molalar vermenizi tavsiye ederek yazıma son veriyorum.
Herkese keyfini çıkaracağınız güzel zamanlar dilerim.
Geçen hafta yaptığımız bir hafta sonu kaçamağında yolumuz Roma’ya düştü. Sanat ve tarihin bir arada olduğu bu zamansız mekanı, elimizde harita sokak sokak gezmenin keyfi bir başkaydı. Şansımıza bir bahar havası da gezimizde bize eşlik etti. Roma’nın bir turdan çok sokak sokak gezerek tadının çıktığını söyleyebilirim. Uçaktan inip de otele bavulları atar atmaz yollara döküldük. Hiç araç kullanmadan o cadde senin bu meydan benim dolandık. Bize tavsiye edilen bazı yerler dışında gözümüze kestirdiğimiz yerlerde de durarak bir şeyler içerek ya da atıştırarak dinlendik.
Kaldığımız otel olan “Alexandar Otel “ merkezi bir yerde, küçük ama gerçekten temiz ve hoştu. İspanyol Merdivenlerine yakın olması işimizi çok kolaylaştırdı. Oda kahvaltı fiyatı da çok uygundu. Zaten yatmadan yatmaya kullandığımız için de bu durum çok işimize geldi. Her köşe başında kestane kebap satan Hintlilere rastlamak beni çok şaşırttı. Roma’ya gidip de bu manzarayla karşılaşacağımı görmek ilginçti. Ana caddelerin dışında ara sokaklarda da birbirinden şık butiklere ya da ayakkabıcılara rastlayacağınızı bilmenizi isterim, bu anlamda hazırlıklı gitmekte fayda var. Tabi bu arada bahsettikleri kadar havalı İtalyan kadın ve erkeklere rastladığımızı söyleyemeyeceğim, bu durum hepimizde biraz düş kırıklığı yarattı.
Tavsiye üzerine yemek yemeğe gittiğimiz yerler, yerel halkın gittiği turistik yerler olmadığından gerçek İtalyan mutfağının leziz yemeklerini denememiz açısından çok zevkliydi. Bizim gibi yemeği keyif olarak gören kişiler için, tam bir ağız tadıyla yemek yediğimizi ve tatların damağımızda kaldığını söyleyebilirim. Alla Rampa, Dal Bolognese, Alfredo, Cantina & Cusına bu isimlerden bir kaçı. Yanındaki sohbeti de cabasıydı. Denediklerimizden gündelik ya da turistik yerlerde tam anlamıyla gerçek tatları alamayacağınızı söyleyebilirim. Bu nedenle görüntüleyebildiğim yerlerin fotoğraflarını çektim. Tabi ambiansı nedeniyle görüntüleyemediklerim de oldu.
Atlamak istemediğim bir şey daha var ki, pazar günü Vatikan’da yapılan Papa’nın Pazar ayinini görme şansına da erdik. Çeşitli yerlerden ve ülkelerden bir sürü insan Papa’yı görmek için meydanı doldurmuşlardı. Gerek Vatikan’ın içi gerekse kalabalık çok etkileyiciydi. Ne yalan söyleyeyim, o grubun bir parçası olma hissini uyandırıyordu.
Uzun lafın kısası, 2 günlük bir gezinin içine o kadar çok keyifli ayrıntı sıkıştırmışız ki, hangi birini anlatacağıma karar veremedim. Şunu söyleyebilirim ki, yoğun koşuşturmalar içerisinde, bu iki günlük gezi benim için tam bir nefes oldu, motivasyonumun düştüğü bir anda bana güç verdi. Arada böyle molalar vermenizi tavsiye ederek yazıma son veriyorum.
Herkese keyfini çıkaracağınız güzel zamanlar dilerim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder